Jules Verne'in 1883'te yayımlanmış, az bilinen bir eseri İnatçı Keraban.
Hikâyemiz, bir Ramazan günü, Kostantiniyye'ye dostu Keraban Ağa'yı ziyarete gelen Hollandalı Van Mitten ile uşağı Bruno'nun şehre adım atmasıyla başlıyor. Kerbana Ağa dostunu Üsküdar'daki evinde ağırlamak istiyor ancak tam da o gün boğazdan karşıya geçiş için kayıklardan vergi alınmaya başlanıyor. Bu on paralık vergiyi ödemek istemeyen Keraban Ağa, dostu Hollandalı Van Mitten ve onun yardımcısı Bruno, Odesa’da onlara katılan yeğeni Ahmet ve Çayeli’nde onlara katılan nişanlısı Amasya ile yolculuk yapıyor. . Elbette o zamanın kozmopolit Osmanlı coğrafyasına ait pek çok karakter de var. Roman boyunca yazar bizi, Tuna boyundan başlayıp Kırım'a, Azak Denizinden, Karadeniz kıyılarına, Kafkasya'ya kadar pek çok yerde dolaştırıyor.
İstanbul, Karadeniz, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkler hakkındaki düşüncelerini anlattığı bu eşsiz kitapta daha önce hiç Türkiye'ye gitmemiş olan Jules Verne, kendi gözleriyle görmüş gibi insanları, hayat tarzlarını, kentleri, meydanları öyle bir anlatıyor ki hayretler içinde kalıyorsunuz...
Kitaplarında hayal etmeyi hayal eden, yok dünyanın merkezine giden, yok balonla Afrika'yı turlayan, aya roket falan fırlatan Jules Verne taa o yıllarda İstanbul'un köprü trafiğini de hayal etmiş ve çözüm önerileri getirmiş gerçekten.Bu büyük, eğlenceli yazarın ağzından Üsküdar,Tophane, Çayeli, Trabzon isimlerini duymak da ayrıca bir keyif...
Kitapla kalın.