İkiz karmaşası değil, bu direkt abla karmaşası. Düğün günü “gelin kayıp” olursa ne olur? E tabi ki “öteki gelin” devreye girer. Gönüllü mü? Hayır. Aşık mı? Evet. İçinde dram, gurur, aşk, entrika var mı? Bolca.
Düğün günü kaybolan bir abla. Ortada kalan bir damat. Ve “ben sadece pastayı kesmek istiyordum” diyen zavallı bir kız kardeş. Sonra ne oluyor? Tabii ki Raven, ablasının yerine geçiyor.
Baş karakterlerimiz, “buz gibi zengin adam”
Ares Windsor…
Klasik ‘alpha erkek’ arıyorsan, o burada değil. Yani seni görmezden gelip beşinci sayfada zorla öptüğü için aşık olduğun bir adam değil bu. Hayır, bu adam:
- Zengin, güçlü, karizmatik…
– Raven’la geçmişten gelen bir bağı olan,
– Kibar konuşan,
– Nazik davranan, bir karakter.
(Yinede beni sinir etmedi değil!) !
Kız desen, romantik romanlar bölümünden çıkıp dram rafına fırlatılmış gibi. Sürekli acı çekiyor, ama bir noktadan sonra “acaba bu acının kaynağı neydi, neden bu kadar pasif kaldı?” diye sorgulamadan edemiyorsun.
Sevdiğim şeyler:
– Zenginliğin ızdırabını iyi yansıtmışlar (!).
– Evlilikle ilgili “aşk mı anlaşma mı?” teması güzeldi.
– Drama seviyeleri, Kore dizilerine taş çıkarır.
Ama… eksikler:
– Karakterler bazen robot gibi davrandı. Arada bir “güncelleme lazım” dedim.
– Aralarındaki çekim, bazen “senaryo gereği yakınlar” hissi verdi.
– Hikâyenin temposu bazı yerlerde düşüyor.
– Yan karakterler biraz figüratif kalmış.
– Bazı duygusal çözülmeler daha derin işlenebilirdi.
Sonuç?
Bu kitap seni dövüp ağlatmıyor, ama içinden usulca sarsıyor. Aşkın bağırarak değil, sabırla geldiği; kalbin pat diye değil, sessizce, ama kesin şekilde açıldığı bir hikâye.
Belki de bazı aşk hikâyeleri, gürültüyle değil…
Bir başka gelinin yerinde bile olsa, doğru kalpte başlar.
Öteki GelinCatharina Maura