Bu kitap babamın vefatından sonra okuyabildiğim ilk eser olmasıyla bende yeri yarı. O kaoslu zihnimi sürüklediği fantastik diyarlar için müteşekkirim :) Gelelim attığım başlığa. Eğer Leyla ile Mecnun dizisini sevdiyseniz, bunu da sevmeniz olası. Ama eğer net, kesin, belirli bir anlatı ve doğrusal bir olay akışı görmek istiyorsanız bir daha düşünün.
Hani rüya görür gibi anlatılar vardır, mesela Dune’un bazı sahneleri de öyle. Böyle neredeyiz bilemezsiniz. Buraya nasıl geldik, nereye gideceğiz, gerçek mi olanlar? Anlayamazsınız. Yarı uykulu yarı uyanık, biraz uçuk bir hal. Heh işte o hali seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. Misal bu anlatımı epik fantastikte pek görmedim ki çok sevmem. İşte böyle bir anlatımı var Gene Wolfe’nin. Ama üslubu, kelime seçimi, kalemi o kadar muazzam ki ben notlar alarak okuyorum. Yazarlık yapıyorsanız mutlaka bakmalısınız. Çevirmen de bir o kadar başarılı. Kerem Sanatel işinin hakkını fazla fazla vermiş.
Çok sürprizbozan eklemeyi düşünmediğimi belirterek konuya geçiyorum. Güneşin sönmekte olduğu dünyanın son çağlarındayız. Ay yeşil renk parlıyor. Geçmişle gelecek harmanlanmış, uzay çağı beklerken orta çağ okuyorsunuz. Ana karakterimiz Severian ise beni asıl güldüren öğe :)
Kendisi bir işkenceci çırağı ama yaptıkları işkenceler umurunda bile değil. Etler kesiliyor, deriler yüzülüyor ama ne yazarın ne de Severian’ın umurunda. Kendisinin müthiş hafızasıyla övünürken yalanlar söylediğini görüyoruz. İnsanlar çok umurunda değil, bilmem kimi de şurada atlatıp oh ondan da kurtuldum diyebilecek bir karakter ahahajnkfnk O yüzden bana çok yakın geldi. Güvenilmez anlatıcıyı sevmediğimi düşünürdüm ama eğlenceli olması fikrimi değiştirdi.
Karakterin beni en çok rahatsız eden yönü kadın düşkünlüğü. Her kadın ona aşık, çekici buluyor. Severian da hormonları tavan ergenler gibi dolanıyor ortada. Çok fazla erkek bakışı -male gaze anlamında- hissettim ve rahatsız etti. Kadınların kişiliklerinden ziyade bedenleri çok öndeydi. Yani özetle cinsiyetçilik var diyebiliriz.
Neyse sonra olaylar gelişiyor. Sonrasında bu aşık olduğu kadına yardım edince çıraklıktan sürülüp yollara düşüyor. Biz tam buraya gidecekler derken bir bakıyorsunuz Severian salağı bir kokunun, bir sesin, bir çiçeğin peşine takılmış. Yani en başta dediğim gibi bu kitabı sevmek için önyargılarınızı kapıda bırakmanız gerek. Ama o hisse kapılınca da elinizden bırakamıyorsunuz.
Bu dört kitaplık bir seri, ben ikincideyim. Başları ağırdı ama şuan için iyi gidiyor diyebilirim. Yazara yapılan eleştirilerde anlatımının güzelliğine rağmen olay akışından tatmin olmayan çok kişi gördüm. Haksız sayılmazlar ama dediğim gibi, beklentilerinize bağlı. Bir de okuyucudan çok şeyler de talep eden bir yazar Gene Wolfe, yani hikayede doldurmanız gereken parçalar var. O bakımdan çerezlik bir kitap muamelesi yapılamaz bana kalırsa.
Bu serinin ülkemizde çok tanınmadığını düşündüğümden bilinmesine katkı olması için de inceleme yazdım ama ana akıma girebileceğini sanmam. Alternatif tatlar arayanlar bir şans verebilir.
Sevgiler