Bir Mimoza Masalı
"Nefes alıyorsun diye yaşıyorsun sanıyorlar, gülüyorsun diye mutlu zannediyorlar; oysa bilmiyorlar ki yaşamak zorundasın, bilmiyorlar ki yaşamaya devam edebilmek için de gülmeye mahkumsun."
Liza ve Poyraz ya da Mimoza ve Rüzgar mı demeliyim? Onların bu büyük ve masum aşkı lise yıllarında başlamıştı. Liza evinde bulamadığı huzuru, mutluluğu ve sevgiyi Poyraz'da bulmuş ve onu evi yerine koymuştu. Öyle güzel seviyordu ki Poyraz Liza'yı; Liza evde yaşadığı bütün acıları, sevgisizliğini ve şiddeti unutuyordu. Liseden mezun olunca aynı üniversiteye gideceklerdi, hayalleri vardı ve onları gercekleştireceklerdi. Fakat hayat onlara karşı acımasızdı. Ailesi tarafından zorla Almanya'ya gönderilen Liza Poyraz'a haber bile verememişti. Aradan geçen on yılda kapanmış bir Mimoza ve esmeyen bir Rüzgar vardı artık.
On yılın sonunda kardeşi için Türkiye'ye dönen Liza her yerde Poyraz'ı aramaya başlar. Ama kendini ona affetirmesi hiç kolay olmayacaktır. Çünkü Poyraz onun yokluğunda hayata küsmüştür. Her şeye razıdır artık yeter ki onu affetsin. Poyraz gururundan vazgeçip Liza'yı affedebilecek mi ne dersiniz?
Ahhh sen nasıl güzel bir kitapsın böyle. Aynı anda hem gülümseten, hem kızdıran, hem ağlatıp hem de mutlu eden. Gerçek bir hikayeden kurgulanmış olması da cabası. Ama gerçekten yok böyle bir aşk... Nasıl güzeller nasıl tatlılar... Fakat Liza'nın ailesi için aynı şeyleri söylemek çok zor. Nasıl bir anne ki kızının acısıyla zevk alıyor nasıl bir baba ki kızına hem fiziki hem de psikolojik şiddet uyguluyor ve ikisi de gram üzülmüyor. İçim acıdı okurken... Ama sonuç olarak kitaba bayıldım ve spoi olmasın diye birçok şeyi de yazmadım aslında. Ve devamını o kadar çok merak ediyorum ki en kısa zamanda çıkmalı bence...
Bazen en yakınlarımız olur en büyük yaraları açan, en ağır acıları yaşatan, açtığı yaralardan oluk oluk kan akıtan, acılarını bile acıtan.
Sen kızdığında tekleyen kalbim, güldüğünde atmayı unutur mu dersin?
İnsanoğlu çok acımasızdı, unuttuğun anda hatırlatıyor, iyileştiğin anda tekrar yaralıyordu.