Yazılı Olmayanların Defterinden Bir Sayfa
Derler ki;
bir zamanlar gökyüzünden süzülen bir ruh varmış.
Ne toprağa ait hissetmiş kendini,
ne de göğe.
Su gibiymiş —
dokunduğu her yer onun aynası olmuş,
ama hiçbirine tam kök salamamış.
Rüzgâr onu savurdukça
bir gün bir toprağa değmiş kalbi.
Sıradan bir toprak değil bu —
unutanların,
yeniden hatırlamak için diz çöktüğü
kadim bir bilge.
Ve o an,
su, ilk kez kendinden başka bir şeyde
durmayı öğrenmiş.
Toprak, sabrını ona açmış —
ve su, hafızasını toprağa bırakmış.
Zaman durmuş.
Gökyüzü susmuş.
Ve o an,
birlik olmuş yalnızlık.
O günden sonra,
göğe bakan her taş
biraz suyu içinde taşımış.
Her damla
biraz toprak gibi susmuş.
Bir gün sormuş biri,
"Aşk mıydı bu?"
Cevap vermemiş anlatan.
Usulca fısıldamış:
“Su ruhlular,
toprağa vardığında
ya köklenir…
ya da şiir olur.”
《 su gibi savrulan bir ruh,
toprağın sabrına dokunduğunda
başlar asıl anlatı…
Bir kadim buluşmanın fısıltısıdır —
kayıtlara geçmemiş,
her yürekte iz bırakan sayfa.... Belki de senin de ruhuna tanıdık gelir.
Çünkü bazı sözler,
biz onları hiç duymasak da
bizi içimizden bilir. 》
kalbimden sana, bana ve bize, sevgimle, Huri
#huriçalışkan
#avludayürüyengölgeler