Yazarın diğer öykülerinden (Hesaplaşma) gelen alıntılarla paralel, “Gülbeyaz” da bireyin içe dönük yolculuğunu işler:
“Hesapla, planla, stratejiyle ilişki yaşayan insanlardan değildim. Her şeyimle şeffaftım, doğaldım.”
Aslında bunu demek istiyor: Hülya da tıpkı bu ses (anlatıcı) gibi yapaylıktan arınmış, kendine ait duruşu olan bir karakterdir. Tekinsizlikle kendini savunma dürtüsü iç içedir.
“Kendi evimde kendi odamda bir yalnızlık imparatorluğu kurmuştum. Askerlerim ve koruyucularım ise kitaplarımdı.”
Aslında bunu demek istiyor: Hülya’nın iç dünyası, dış gerilime karşı inşa edilmiş bir kale gibi. Bu kale, onun en güçlüsüdür çünkü kitaplarla örülüdür – duygu ve düşüncelerin ejderhalarına karşı.