Kitabı daha hiç okumamışlar için şunu söylemeliyim ki çok şey kaçırıyorsunuz. Dili mükemmel, vermek istediği mesajları veriş şekline, karakterlerin derinliğine bayıldım. Ya bir sayfa bile boş geçmiyor. Durmak bilmeyen bir olay zinciri var. O kadar çok hoşuma giden kısım vardı ki ilk defa bir kitap için postit yetiştiremedim. Okuyun, okutun. Spoilersız kısım için son olarak benim kitap içindeki favori karakterim kesinlikle Arm. Neden bilmiyorum. Sanırım benim de kafam en az onun kadar karışık. Kitabı bitireli bir saat olmadı. Bu kitabı okuduğum için hem mutluyum hem de duygu yoğunluğundan ağlamak istiyorum.
Spoilerlı kısım bundan sonrası.
Kitabı okuyanlarla dertleşmek istiyorum. Siz de mi aynı hissettiniz diye.
Arm, Lunulata, Hodbin, Beau ve Dante bir araya gelip Araf'a atıldıklarından sonra yaşanan, Kızılcık'a binişlerine kadar süren yaklaşık 130 sayfa var ya bir günde geçiyor ya hâlâ o şoku atlatamıyorum, o kadar heyecanlıydı ki aylar gibi hissettirdi. Ve bunca şeye rağmen beşinin mutlu olduğu süre 6 sayfa sürdü. Dedim sonunda her şey düzene girdi ama HAİN arkadaş ortaya çıktı. Yazarın Dante ve okur o anda fark etmese bile Beau'nun kendini arada belli etmesi gerçekten kurgunun kalitesini gösteriyor.
Benim Arm'dan sonra ölmesinden en çok korktuğum kişi Öfke'ydi ve öldü ya ağlamaktan bittim. Merhametliydi, çok iyi biriydi. Hodbin ile arası da iyi gidiyordu. Ama öldü işte. Kedinin sesi sanki kulaklarımdaydı. Ben aynı Hodbin ve Lunulata gibi ne anlatacak heyecanındayken, Dante özlemini duyduğu hikayelere kavuşacakken bir anda kaosun içinde bulduk kendimizi. Beau'nun Dante'yi öpeceğine o kadar emindim ki kızın hançerini alıp,onu kelepçeleyip bu ihaneti yapacağı aklımın ucuna bile gelmedi. Dante ve Hodbin affetse bile ben asla affetmeyeceğim.
Neyse Beau'ya baya sinirlendiğim o Hain Mührüne çıldırdığım dakikalar bittiğinde 22. Bölüm karşıladı tabii.
NF'nin HOPE şarkısını dinlerken my albüm kısmından sonraki HOPE kısmını yakalamayı seven biri olarak bu kitapta Ümitlendiğim tüm anlar için ağlamak istiyorum.
Önce Öfke Hodbin'i affedemeden öldü.
Sonra ise bu hikayenin belki de içinde iyiliğin en fazla bulunduğuna inandığım Arm'ın kalbi... Babası Arm'ın yüzdüğünü göremedi. Bence adam gerçekten kötü biriydi, ölmeyi hak ediyordu ama... 22. Bölüm çok ümitlendim. Arm mutlu olacaktı. En azından babasına "Ben artık senin sesini duymuyorum. Ben eksik değilim. Ben güçlüyüm." Diyecek diye umuyordum fakat bölmün son sayfasınki bir cümle her şeyi yıktı ve Arm, 22. Bölüm boyunca sırf babasına soracağı soruları düşünerek kürek çeken Arm, bir kez daha yıkıldı.
Ama sonradan bir kez daha hatırladım ki bu hikaye kahramanların hikayesi değildi. Yazar bizi uyarmıştı. Arm da asla bir Prens olamayacak. Ne kadar Lunulata onun bir Prens gibi olduğunu söylese de Arm babası tarafından hiç sevilip sevilmediğini bilemeyecek bir çocuk olarak kaldı. Ve bu canımı yakıyor.
Hodbin, Öfke'yi;
Dante, güvenini;
Arm, mucizelere olan inancını;
Beau, benliğini;
Ve Lunu, umudunu kaybetti benim için.
Lunu'nun Arm'ı kandırıp Arm'ı katil yaptığını öğrendiğimden beri Arm benim için haklıydı. Lunu sadece kendi hayalleri için herkesi peşinde sürükledi. Bu yüzden ona öfkeliyim ama nefret de edemiyorum. Kayalar gerçekten yaşanamayacak yerler çünkü.
Lunu bu hikayenin kahramanı olmak isterken felaketi oldu. Bilmiyorum ne olacak.
Duygusal olarak çok etkileyici ve sürükleyici bir maceraydı.
Hemen ikinci kitaba başlayacağım. Bu kez umutlanmamak istiyorum ama Arm ve Hodbin'e bağlandım bile. En çok onların hayatı mahvoldu gibi ve daha Arm bu kitapta biraz daha geri plandaydı, çok fazla kendi içinde kaybolmuştu. İkinci kitapta biraz daha kendini bulmuş olursa ve biraz daha ön plandaysa biraz yandım. Başına bir şey gelse yıkılırım.
Yazarla bir imza gününde tanışmış ve kitabı merak edip almıştım. İyi ki ikinci kitabı da almışım. Bitirir bitirmez devam etmek istiyorsunuz.
Üçüncü kitap ne zaman gelir sevgili yazarım? Övgü Deveci Safi . Yoksa birin sonu böyleyse ikinci kitaptan sonra o bekleme eziyet gibi gelecek.
Bazı karaktere ne kadar öfkelensem, yaşanan olaylara çıldırsam da bu kitaba bayılmadan edemiyorum. Şimdiden yeri benim için çok ayrı.
Son olarak şunu demek istiyorum:
Umarım Derin Deniz biraz daha insaflı olur. (Her şeye rağmen birbirine güvenmeyen beşli gibi ümitlenmekten vazgeçemiyorum...)
Yorumunu gözlerim dolu dolu okudum 🥹🥹 bu kadar derin hislerle sarmalanmış olman hem çok tatlı hem de nasıl şefkatli bir ruhun olduğunu gösteriyor bence 😍 seninle her detayı konuşmayı çook isterim 🌸
O kadar güzel yazmışsınız ki tüm duyguları derinden hissetmemek elde değil 💛 İmkanım olursa bir imza gününüze daha gelip tekrardan görüşmeyi ve sizinle sohbet etmeyi gerçekten çok isterim. Ben de her detayı konuşmayı gerçekten çook istiyorum🌸