·371 syf.····Okunma: 21 Haziran 2025 01:10 Öncelikle bu kitaba verdiğim 7 puanı ilk iki bölüm hatırına verdiğimi söylemek isterim. Kitap daha ilk sayfalardan sizi içine alıyor. Savaş döneminde ikiz erkek kardeşlerin anneleri tarafından, komşuların tabiriyle “cadı” anneannelerine bırakılmalarıyla başlıyor hikaye. Benim en sevdiğim bölüm olan ilk kitap boyunca, onların aslında hiç istenmediği bu evde yaşam mücadelelerini, hayatta kalmak için çoktan aştıkları sınırları okuyorsunuz.
İlk kitap hiçbir edebi kaygı gütmeden, bir duygu içermeden çat diye anlatıyor olanları. Bazen başıma ağrılar giriyor, bazen uyuyamıyorum. Öyle ki kitap elimde olmayınca sürekli onu düşünüyorum. Ne olacak diye merak ediyorum. İkizleri merak ediyorum. Aslında tam oturmayan bir şeyler var. Gizemli bir şeyler. Bu yüzden büyük bir merak içinde okumaya devam ediyorum.
Dili, üslubu gerçekten çok içine çekiyor. Yalnız kitapta oldukça sarsıcı şeyler var. Yüksek boyutlarda istismar, pedofili,şiddet… Ama yazar bunları o kadar hayatın olağan akışında çok normal şeylermiş gibi ve öyle soğukkanlılıkla anlatmış ki tüm bu olanlara üzülemiyorsunuz bile. Oldukça sıra dışı olaylar silsilesi sizi içine çekiyor ve tüm bunların gerçekliğini sorgularken buluyorsunuz kendinizi.
İkizler gerçekten çok değişik. Çok zekiler, hatta kötüler de ama kötülükleri içinde oldukları durumdan kaynaklı. Şiddet dolu bir yaşamda nasıl iyi kalabilirsiniz ki. Hiç sevilmemişseniz sevgiyi nasıl bilir ve yayarsınız ki. Savaşın,şiddetin,istismarın olduğu bir yaşam içinde kendinizi korumayı, savunmayı gerekirse saldırmayı öğrenirsiniz. Yaşananlar kolay değil. Yine de kendi içlerinde doğru ve yanlış olan değerler var.
İlk kitapta anlatım çoğuldu. İkinci kitapta olaylar biraz daha değişti. İkizlerin yolları ayrıldı ve biz hikayeyi tek çocuktan dinlemeye devam ettik. Başka karakterler girdi devreye. Özellikle “Mathias” karakteri oldukça derindi. Mathias’ın sonu ise oldukça çarpıcı… Bu bölüm biraz daha duyguların devreye girdiği bir bölümdü. Anlatım biraz daha farklılaşmıştı. Kitabın sonlarına doğru yazar bir şüpheye düşürdü bizi. Yaşananlar gerçek miydi hayal miydi? İkizler gerçekten var mıydı yoksa aslında tek kişiler miydi? yanılgısı. Ben bunu hep reddettim bu arada. Çünkü böyle bi kitap klişe gidemezdi. Heyecanla üçüncü kitaba geçtim. Üçüncü kitabın 2.yarısına kadar yine büyük bir heyecan ve merakla okumaya devam ettim ama…
Ben son kitabı yok sayıyorum arkadaşlar evet! Olamaz kabul etmiyorum. Beni uykusuz bırakan kitap bu sonu haketmiyordu. Son kitabın ikinci kısmı beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Eski sayfalara geri döndüm. Hikayelerden hangisi gerçekti? Aslında yaşanan hayat hangisiydi? gibi ikilemde kaldım ama aslında çok da net anladım gerçeği. Sadece anlamamak istedim belki de.Çok üzülerek kapattım kitabı. Üzüldüğüm yaşananlar değildi, üzüldüğüm böylesine ilerleyen bir kitabın sonunun böyle baştan savarcasına bir sonla yazılmasıydı. İkizlerin yıllar sonra buluşmasını beklerken öyle heyecanlıydım ki. Ama o bölüm bile üstünkörü geçilmişti. İlk ve ikinci kitapta okuduklarım anlamsızlaştı. Spoiler vermek istemiyorum ama son kitabın ikinci yarısında okuduklarım ilk iki kitabı etkisiz bıraktı. Büyük Defter ve Kanıt’a, Üçüncü Yalan olmamalıydı.