Hava soğuk. Tak kulaklıkları. Dışarı çık. Üşü. Yürü. Daha çok üşü. Daha çok yürü, Üşüdükçe yürü, Yürüdükçe, düşün. Olmak istediğin kişiyi düşün. Olduğun kişiyi düşün. Sahip olduklarını düşün. Senin olmayanları düşün. Artık hayalini kurmadığın o hayatı düşün. Ne kadar kolay vazgeçtiğini düşün. Bir daha kimseyi sevemeyeceğini düşün. Saatlerce düşün ama hiçbir şey düşünmediğini fark et. Eve dön. Aç sıcak suyu, gir altına. Soğuktan donan vücudun sıcak suyun altında uyuşsun. Kemiklerin sızlasın. Acıya aldırma. Düşün. Yeniden düşün. Ardından el salladığın otobüsleri düşün. İnsanları düşün. İhanetleri düşün. Bir zamanlar hayallerin olduğunu düşün. Bir zamanlar mutlu olduğunu düşün. Mutluluğun nasıl bir his olduğunu unuttuğunu düşün. O adamı düşün. O adama asla sarılamayacağını düşün. Şimdi çık sıcak suyun altından. Çık ve yaşa. Çünkü hayat hep böyle!
Ah Hazal, güzel kızım, geçmişin ve geleceğin karanlığının girdabında sürüklenip giden masum kızım, sandıkları arasında kaybolup giden hüzünlü yavrum, aile sandıkları, dost sandıkları, aşk sandıkları ve en önemlisi insan sandıkları arasında kendi benliğini yitiren eşsiz kadın...
Hikaye çok hüzünlüydü, eğer kendinizi benim gibi karakterin yerine koyup okuyorsanız her cümlesinde sarsılıp, her kelimesinde yıkıma uğrayacağınız güzel bir kitap .