·376 syf.····Okunma: 27 Haziran 2025 23:56 Sevmek İçin Doğarız
Yazar bu kitapta sevginin yaşamımızdaki yerini çarpıcı hikayelerle anlatıyor.
Hikayelerin hepsi deneyimlerin gelişimi ve hatta empatiyi hissedip ifade etme gibi en temel yeteneklerimizi bile nasıl derinden etkilediğini gösteriyor.Bu hikayelerin bir kısmı ise genler ve ebeveynlerin yavrularına sunduğu ortam sayesinde nesilden nesile nasıl aktarıldığını açıkça gösteriyor.Beynimizin doğuştan itibaren sevmeyi nasıl öğrendiğini anlatıyor.Aslında hepimiz sevmek için doğarız.Ama doğduğumuzda tam anlamıyla sevmeyi henüz bilemeyiz.Bu dönemde beyinlerimiz bir daha hiç olmayacakları kadar şekillenebilir ve incinebilir haldedir.Biyolojik yeteneklerimiz bir güvence değil, bir potansiyeldir.Doğuştan sahip olduğumuz pek çok insani potansiyel gibi empati ve sevgi de gelişebilmek için özel deneyimlere ihtiyaç duyar.Bu deneyimlerin zamanlamasında,doğasında örüntülerindeki değişiklikler bireyin bir ilişki kurma yetilerinin ne derece gelişkin olacağını belirler.Bu değişimler iyi ya da kötü anlamda, genlerimizin hangilerinin baskın, hangilerinin çekinik hale geleceğinin belirlenmesinde bile rol oynar. ”Empati neden önemlidir?” sorusuna verilecek cevabın özü olumlu insani etkileşimler, ödül sistemi ve stres tepki şebekesi arasındaki bu çok önemli ilişkiler zinciri , ilerideki sağlıklı ilişkilerin nörobiyolojik harcını oluşturmasında saklıdır.
Kitapta 13 bölüm var.
Mary ve Sophia bebekte ayna nöronlarımızı ve bu nöronlar size başkalarının yaptıklarını deneyimlemenin “nasıl bir şey” olduğunu öğreniyoruz.
Doğum lekesiyle doğan Jeremy’ den (sağ yanağının neredeyse tamamı kocaman ,koyu ve kıllı bir leke ismi :Et beni)
Annesi Angela hayatın Jeremy’nin yüzüne vuracağı her türlü olumsuz tepkiye tampon vazifesi görmesi ve bunun oğlunun stresle baş edebilmeyi öğrenmesine engel olmasını ve bunun nelere sebep olduğunu görüyoruz.
Eugenia’ nın hayatının ilk evreleri , stresin bol ancak bireysel , yüz yüze ve dokunma üzerine kurulu iletişim olanaklarının çok kısıtlı olduğu bir yetimhanede geçiyor.
Onun hayatının ilk zamanlarında sevgi boşluğu söz konusuydu.
Stresin dinmesini , ferahlamayı, huzur bulmayı ve bebekle bakıcısının arasındaki bağın kurulmasını sağlayan madde oksitosindir.Sürekli aynı kişilerden bakım göremeyen bebeklerde oksitosin (sinir ağlarının oluşumunda önemli rolü var) kendine has avuntu niteliklerini inşaa edemez.
Bu hikayede bunu etkilerini görüyoruz.
Sam ve oğlu Jonah hikayesinde empatinin kendini başkasının yerine koyma kısmına engel olan genetik etkenleri , algı sorunlarını ve otizm çeşitliliğiyle ilgili diğer sorunları görüyoruz.
Her bir hikaye ayrı bir
aydınlanma içeriyor…