İlk başta biraz ağır ilerleyen bir roman gibi gelse de sayfalar ilerledikçe karakterlerin çatışmaları ve iç dünyaları beni içine çekti. Özellikle Bazarov’un nihilist tavrı, bir yandan hayranlık uyandırırken bir yandan da rahatsız edici geldi. Kendi inançlarını hiç sorgulamadan her şeye karşı çıkması ve duyguları küçümsemesi bence insan doğasına fazla ters.
Pavel Petroviç ile Bazarov arasındaki kuşak çatışması kitabın en etkileyici yanlarından biriydi. Bir yanda eski düzenin onuru ve gelenekleri, diğer yanda gençliğin başkaldırısı ve inançsızlığı var. Ama yazar kimseyi tamamen haklı ya da haksız göstermemiş. Bu dengeyi kurması çok hoşuma gitti.
Aşk kısmına gelince, Bazarov’un bile sonunda duygularına yenilmesi, aslında ne kadar inkâr etse de onun da bir insan olduğunu hatırlattı. Belki de romanın en dokunaklı yanı buydu. Finali beklediğimden daha hüzünlü buldum.
Genel olarak dili biraz eski olsa da alışınca akıcı geliyor. Karakterlerin tartışmalarında bazen kendimi yakaladım; “Acaba ben olsam nasıl davranırdım?” diye düşündüm. Rus edebiyatını sevenler için kesinlikle okunması gereken bir eser. Babalar ve OğullarIvan Turgenyev