"Çünkü bu diyarda kişiler kazanmaz Ateş Lordu, krallıklar kazanır. Onları ayakta tutmak için ne kadar kaybedeceğimize karar veririz biz sadece." Parmaklarımı avucumun içine bastırdım. "Çünkü sadece ölülerin yası tutulmaz, dilekleri gerçekleştirmek uğruna feda edilen yıldızların da yası tutulur."
Nerden başlamalıyım bilmiyorum. Bitirdiğimde o kadar çok duyguyu aynı anda hissettim ki hangisi ağır basıyor asla karar veremedim. İçim çok buruk açıkçası bitmemesi içinde çok uğraştım son 150 sayfayı okumam 3 günümü aldı asla kendimi sonu için hazır hissetmedim. Çok akıcıydı düello fikri benim çok hoşuma gitti. Büyük bir savaş çıkarmadan okurlara aksiyonu hissetirebilmişti yazar. Sonunu daha farklı bekliyordum ama kötü değildi kesinlikle güzeldi özellikle son 2,5 sayfa (İsmim Nova diye başlayan kısım) beni ağlattı. 5 kitap boyunca yaşanılan her şey gözlerimin önünden geçti.
Haziran ayını tamamen Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik serisine ayırmaya karar verdiğimde beğeneceğimi tahmin ediyordum ama bu denli seveceğimi tahmin etmiyordum.
Fantastik kitap önerisi isteyen herkese gözüm kapalı önerebileceğim bir seri oldu benim için. Geriye dönüp baktığımda bir fantastik seri daha bitirdim demek yerine ben Elemental'de yaşadım; Nova'nın gözyaşlarında boğulup, Daren'in fedâ ettiklerinde yandım diyorum. Bir kitap okuduğumda her şeyden önce benim için önemli olan o kitabın bana bir şeyler hissettirmeyi başarabilmesidir. Eğer hikayeyi, karakterleri hissettiysem diğer tüm eksikliklere daha tolere edilebilir bakabiliyorum. Çünkü kurgu, yazım stili, dil gibi şeyler yazdıkça gelişir, denedikçe güzelleşir ama duyguyu okuyucuya geçirmek kelimelerin büyüsünün kullanıldığını gösterir. Bir yazar değilim ama olsaydım da sanırım benim için en önemli şey okura duyguyu geçirebilmek olurdu. Ben bu seriyi her zerremde hissettim. Eksiklikleri vardı ama beğendiğim noktalarından fazla değildi.
! BURDAN SONRA FENA SPOİLER VERİYORUM OKUMADIYSANIZ VE OKUMAYI DÜŞÜNÜYORSANIZ AŞAĞISI SİZLİK DEĞİL!
Sonay'ın hamile olduğunu duyduğumda çok sevindim. Nefret ederim hamilelik temasından ama Sonay'a da hikayeye de yakıştı. Nova'nın Sonay aşerdiği için altın çilek aldığı kısımda Daren'in onu hamile sanmasına çok güldüm. Bi yandan Daren'e de üzüldüm ama babalık çok yakışır Daren'e ondan da emin oldum. Özellikle Ateş sarayında yaptırdığı oda çok tatlıydı.
Arın'ı Deliler ve Cellatlar'da 84. sayfada itibaren sevmeye başlamıştım ama bu kitapta gerçekten sevdiğime de karar verdim. Sonda Nova'nın Gela'nın kızı olduğunu öğrendiğinde yanında durması falan çok iyiydi. Onun dışında diğer karakterlerle de toparladık. Ayzer ve Ariana'yı pek sevmezdim seviyorum artık güzel bağlandı orası. Okdemir zaten başından beri sevdiğim bir karakterdi. Ona da yer yer çok üzüldüm.
Erim... Zaten 3. kitapta Tayga ile ruhları ayrılınca çok üzümüştüm ama Nova'nın sırlarını not alması falan pes dedirtti. Nefretimi çok hızlı kazandı ki çok severdim kendisini. Öldüğü de iyi oldu.
Ahuele ve Aram'ı çok sevdim. Her koşulda Nova'nın yanında durdular. Yeri geldi Arın'ı karşılarına almayı göze aldılar.
Sayfa 663 bölüm 42 den itibaren olan kısım (Daren'in Nova'yı öldü sanması) fena ağlattı. Asla Nova'nın öldüğüne inanmadı kalbim çünkü asla mutsuz son beklemiyordum. Çok kötü hissettiren bir bölümdü paramparça oldum.
Düellolarda Şafak yaralanınca benim kalbim yandı sanki. Allah'tan birşey olmadı. Birde sonlara doğru Eris az kalsın ölüyordu orda da ruhumu gökyüzüne doğru göndermek üzereydim. (sanırım başmuhafızlara zaafım var..)
Ayrıca Şafak ve Adalia'yı fena shipledim. İki sahneleri var birinde diyalogları bile yok ama okurken aldığım keyif çok çok çok üst seviyeydi. Çok yakışıyorlar bence.
Birkaç eksik bulduğum ya da benim kalbimde eksik kalan şeylerden bahsetmek istiyorum. Arın-Daren-Sina dostluğunu daha fazla okumak isterdim. Dostluk okumayı çok seven birisi olarak aralarındaki ufak tefek konuşmalarda bile o kadar heyecanlandım ki keşke daha fazla okuyabilseydik dedirtti. Lilith'in işlenişini beğenmedim. Daha sağlam, zeki, kötülüğü buram buram hissedecek ortalığı cehenneme çevirecek birini bekliyordum. Önceki kitapta da beklentimin altındaydı bu kitapta da beklentimi karşılayamadı. Atlantis meselesi çok iyi bağlanmamış gibi geldi. Ya da ben çok heyecanlı okudum sonunu o yüzden çok açıklayıcı bulamadım bilmiyorum. Bir tık daha hüzünlü bir son bekliyordum. Mutlu biteceğini ama bir kaç karaktere veda edeceğimizi düşünüyordum. Öyle olmadı baya musmutlu bitti bunu da beğendim ama bir tık daha ağlayabilirdik. (Diyorum ama Sina, Sonay, Şafak, Eris, Adalia, Kali, Okdemir kadrosundan birinin ölümünü okusam yazarı affetmezdim sanırım)