·792 syf.····Okunma: 26 Haziran 2025 13:16 Hani bazı kitaplar olur, olay olay yaşanır ama asıl seni vuran şey tek bir bakış, tek bir cümle olur ya… bu kitap tam olarak öyleydi. Yani kitabı okurken ne tam olarak tatmin oldum ne de tam olarak kırıldım ama içimde bir şey eksildi sanki.
Bazı karakterleri kaybettik, bazılarını tanıyamaz hâle geldik. Bazı sahnelerde “yok artık” dedim, bazı yerlerde “ne ara oldu bu şimdi ya?” diye diye geri döndüm.
Bu yazı da işte biraz o duyguların toplamı gibi.
Ne inceleme sayılır ne de öylesine yazılmış bir şey.
Bir şeyleri sindirebilmek için yazdım. Belki sen de okurken “evet ya, ben de hissetmiştim bunu” dersin diye. Biraz kendimce yaptığım teorilerim biraz da yorumum var.
Quinn’in ölümü bence kitabın duygusal olarak en ağır anlarından biriydi. İmogen’in Quinn’e nasıl bağlandığını çok fazla görmesek de, o ölüm anında İmogen’in içinden bir şeylerin tamamen kırıldığını hissettim. Güçlü, kontrollü bir karakterin sessiz kalması, çığlık atıp delirmesinden daha çok etkiliyor beni ve bu ölüm, sadece bir “karakteri eksiltmek” değil, İmogen’in çizgilerini bozan bir dönüm noktasıydı bence.Daha önce de soğuk bir karakter olduğunu düşünmüştüm ama bu onun dönüm noktası olacak ve bu versiyonunda nasıl biri olacak merak ediyorum.
Ben Mira için bu kadar ciddi bir tehdit beklemiyordum. Theodore’un gerçekten boğazını keseceğini hiç düşünmemiştim. “en fazla tehdit eder” diyordum ama resmen yaptı,gerçekten boğazını kesti kızın şok oldum. Bu sahne o yüzden, violet’in suçluluk yükünü büyütmek için değil, bence bize de “hiç kimse güvende değil artık” mesajını vermek için yazıldı. Bir de Brennon’ın Mira’yı kurtarmaya çalışırken güç aktarıp aktarmadığını baya merak ettim çünkü çok zorlandı Mira’yı sağaltırken. Aaric’in geleceği görebildiğini tahmin etmiştim zaten, ve savaş alanına Sloane’ı gönderdiğinde iyice netleşti.
Ve bence Sloane artık sadece bir yan karakter değil gelecek kitabın merkezinde olacak çünkü Brennan’a Dain’den güç aktarabildi ve az önce de dediğim gibi Brennon baya zorlandı Mira’yı sağaltırken acaba Brennon venine dönüşmek üzereyken Sloane aldığı ekstra gücü ondan alıp geri mi aktardı? Olabilir bence ve eğer öyleyse
Xaden’ın içindeki karanlıkla savaşta belki de tek sabit şey Sloane olacak. Herneyse Mira’nın yaşayacağını düşünüyorum ama hayatta kalsa bile travma resmen üçüncü kitabın ilk sayfalarına sızacak; sesini kaybeder mi, konuşurken zorlanır mı, bilmiyorum ama etkisi kalacak.
Andarna’nın gidişi ve geri gelişi beni en çok altüst eden şeylerden biriydi, gittiği an bir boşluk doğdu zaten; violet yalnız kaldı ve ben de öyle hissettim. Bir taraftan da ırkının Andarna için geri gelip, koruma duvarının oluşmasına yardım etmesine ve onu aralarına almalarına sevindim. Ama tam gitti bitti derken geri dönmesini hiç beklemiyordum. Yani ne ara oraya gittin, ne ara bir şeyler öğrendin , ne ara geldin… Çok fazla soru var kafamda.
Xaden’in Venin’e dönüşme sahnesi çok duygusaldı bana göre. Çünkü Xaden sadece fiziksel olarak dönüşmüyordu; zihinsel olarak da parçalanıyordu.
Gözlerinin kararması, damarlarının veninleşmeye başlaması… ve bu kadar şey olurken hâlâ violet’e ulaşmaya çalışması, onun sesiyle ayakta kalmaya çalışması, o hâliyle bile violet’e zarar vermemek için kendini tutması, kontrolünü yitirirken bile hâlâ sevdiği kişiyi korumaya çalışması resmen içten içe parçalanma sahnesiydi benim için.
Tamam,Xaden tamamen venin’e dönüşmedi ama insan tarafı da kırıldı. Şimdi arada bir yerde kaldı ve bence bu, onun geri dönmesi için aralık bir kapı bırakıyor. Yine de geri dönse de asla “aynı adam” olmayacakmış gibi hissediyorum.
Duygularını kontrol edemeyen, bazen karanlık dürtülerle hareket eden,ama hâlâ violet’i merkezine koyan biri olabilir. Umarım bu bir yavaş yavaş birbirini tanıyamama hikâyesine dönüşmez.
Violet’in hafızasının silinmesi ve düşes olarak uyanması
beni gerçekten afallattı . Bir sonraki sayfayı çevirdim ve “ne oluyor şu an?” dedim. Gerçekten kitabı elimden bırakıp geri dönüp sayfalara baktım bir şey mi kaçırdım acaba diye. Ama hayır. yazar bizi de Violet gibi boşluğa bıraktı resmen.
12 saatlik bir hafıza kaybı…
Ve o arada olan hiçbir şey açıklanmıyor.
Xaden yok. İmogen susuyor. Violet’ın parmağında bir yüzük var ve ona “Tyrrendor düşesi” diyorlar… Xaden’ın o “ it is yours now,don’t look for me.” notu beni hâlâ rahatsız ediyor. Kaçmıyor bence,kendini feda ediyor.
Ve Venin’e dönüşümü sırasında “Bir kardeşim daha dönüştü” dediği an… orada bi durdum ve düşündüm
o kim diye? Henüz bilmediğimiz biri mi, yoksa bildiğimiz ama henüz açığa çıkmamış bir isim mi?Bu konu hakkında da çok fazla teorim var. Yazar bunu açık bırakmış ama bence dördüncü kitapta bu kişi karşımıza çıkacak ve hikâyeyi ters yüz edecek.
Bir diğer konu ise Violet,hafızasının silinmesini İmogen’den kendi istemiş ve bunu bilerek yaptı bence Xaden’i korumak için ama bu, o 12 saatte ne olduğunu öğrenmek için yapabileceklerinin önüne geçmeyecek büyük ihtimalle. Rüyagezen olduğu için gerçek hayatta öğrenmese bile o 12 saatlik boşlukta ne olduğunu, belki de Xaden’ın ya da İmogen’in rüyalarına girip öğrenecek yani en azından ben öyle düşünüyorum . Ve artık sakin biri olarak değilde bir tık delirmiş biri olarak göreceğiz bence Violet’i bir sonraki kitapta. Çünkü Xaden, Violet için yaşadığını bin kere söyledi ve Violet de Xaden için yaşıyor ne kadar dile getirmese de. Bunca şeyin üstüne bir de o ejderha yumurtaların kayıp olduğu bilgisi var. Çok kısa bir şekilde geçildi ama bence asıl büyük olay orada yatıyor.
Herneyse,bana göre bu kitap geçiş kitabıydı,çünkü cevaptan çok his ve soru işareti bıraktı bende.
Bir sonraki kitabı da çok merak ediyorum umarım kafamdaki bütüün soru işaretlerini alır.