Puan vermedi·236 syf.····Okunma: 02 Haziran 2025 07:49 Göç bir yolculuk değildir sadece; bazen kaçıştır, bazen umut, bazen zorunluluk, bazen de yersizlik hissinin ta kendisidir. Yusuf Adıgüzel’in Göç Sosyolojisi kitabı, bu çok katmanlı deneyimi sosyolojik bir perspektifle derinlemesine analiz ediyor.
Adıgüzel, göçün yalnızca coğrafi bir hareket olmadığını; bireyin kimliğini, aidiyetini, ilişkilerini ve hatta zamanla algısını nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor. Kitapta tarihsel göç hareketlerinden günümüz zorunlu göçlerine kadar geniş bir yelpaze çizilmiş. Kavramsal çerçeve oldukça açık; zorunlu göç, iç göç, dış göç, emek göçü, beyin göçü gibi türlerin her biri sadece tanımlanmakla kalmamış, aynı zamanda sosyolojik etkileriyle de irdelenmiş.
En etkileyici yanlarından biri, göç olgusunun birey ve toplum üzerindeki etkilerini sadece rakamlarla değil, kültürel ve psikolojik boyutlarıyla da ele alması. Göç eden bireylerin maruz kaldığı uyum sorunları, yabancılaşma, kültür şoku ve kimlik bunalımları oldukça sade ama güçlü bir dille aktarılmış.
Kitap, akademik yönü ağır basmasına rağmen okunabilirliğini kaybetmiyor. Sosyoloji öğrencileri için kaynak niteliğinde olmasının yanında, göç gerçeğini anlamak isteyen herkes için değerli bir başvuru niteliği taşıyor.
"Göç, yalnızca bir yer değiştirme değil, bir varoluş hâlidir" diyor adeta Adıgüzel’in satırları.
Son sayfayı çevirdiğimde göçün yalnızca sınırlarla değil, kalple ve zihinle de ilgili olduğunu çok daha iyi anladım.