Merhaba sevgili kitap dostlarım, nasılsınız?
Bugün size içime işleyen, okudukça yüreğimi burkan, etkisi geçmeyen bir hikâyeden bahsetmek istiyorum. Bilgül Öz kaleminden #sivrisinek adlı romanı.
Bu hikâye, Melek’in gölgesinde var olmaya çalışan Defne'nin sessiz çığlığını anlatıyor. Aç kalmamak için susan, dayak yememek için görünmez olmaya çalışan bir çocuğun hikâyesi. Ve artık dayanamayarak onun kurtuluşu için bir plan yapan bir baba Saim.
Roman boyunca bir evin içindeki suskunluk, en çok da küçük bir kızın kalbinde yankılanıyor. Melek, herkesin deli demeyi seçtiği, ama kimsenin geçmişine inip ne yaşadığını sormadığı bir kadın. Defne, ise ve bu suskunlukta büyüyen bir haykırış.
Sayfalar ilerledikçe geçmişin kirli sırları dökülüyor, şaşırıyorsunuz. Melek’in nasıl o hâle geldiğini öğrenmek yüreğinizi burkuyor. Ama en çok, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eden o kadına öfkeleniyorsunuz. Görünmeyen acılarla baş etmeye çalışan Defne’nin yaşadıkları öylesine gerçek ki.Yalnızlığı, korkuları, dayakla yoğrulmuş çocukluğu okurken içime dokundu.
Ve Saim, yıllarca uzak durmuş, susmuş. Ama o da artık bu hikâyeye sırt çeviremiyor. Kendi vicdanı, Defne’yi bu karanlıktan çıkarabilmek için bir yol arıyor.
Sivrisinek, suskunluğun da bir suç olduğunu hatırlatıyor. İçinize dokunacak, düşündürecek, bazı yaraları hatırlatacak bir roman olan, #sivrisinek sadece geçmişle değil, insanın içindeki karanlıkla da yüzleşmesini konu alıyor. Ve bu yüzleşme, bazılarını özgür bırakırken, bazılarını içinden parçalıyor.
Defne için hâlâ bir umut var mı?
Sırlar açıldığında her şey çözülecek mi, yoksa bambaşka bir yara mı açılacak? Cevabı satırlar veriyor. Ama o his tam kalbe yerleşiyor.
Tavsiye ediyorum. Okuyun, hissedin, unutmayın.
Kitapla ve sevgiyle kalın. Mutlu Okumalar
SivrisinekBilgül Öz · Edebiyatist Yayınevi · 202517 okunma