10/10
·168 syf.··
2025 25. kitabı
Yekta Kopan’ın kalemiyle her karşılaşma, insanın iç dünyasında sessiz ama derin bir iz bırakıyor. Belki Yaz Erken Gelir, gündelik hayatın içinden süzülen anların, geçmişten gelen sızıların ve söylenemeyen cümlelerin kitabı. Kısa öykülerden oluşmasına rağmen, her biri bir roman kadar duygusal yoğunluk taşıyor. Bu kitapta anlatılanlar yüksek sesle değil, fısıltıyla konuşuyor. Ama ne anlatmak istiyorsa içimize kadar işliyor. Şehirli, yalnız, geçmişle barışamayan ya da barışmayı artık bırakmış karakterler… Kaybolan sesler, ertelenen kelimeler, tamamlanmamış cümleler… Hepsi bir şekilde tanıdık geliyor. Belki de bu yüzden her öyküde kendi hayatımıza ait bir kırıntı buluyoruz. Kopan’ın dili yalın ama etkileyici. Her cümle yerli yerinde, hiçbir kelime fazlalık değil. Öyküler kısa ama hiçbir şey eksik hissettirmiyor. Tam tersine, boşlukları okura bırakarak daha da derinleşiyor. Sanki yazılmayanlar kadar yazılanlar da konuşuyor. Ve o sessizlikler çok şey söylüyor. Kitaba adını veren öykü “Belki Yazar Erken Gelir”, beni en çok etkileyenlerden biriydi. Bir yazarın yazamaması üzerinden açılan bekleyiş, üretim sancısı ve içe dönüş hâli… Aslında yazmakla ilgisi olmayan herkesin de anlayabileceği bir metafora dönüşüyor: Kendimizle baş başa kalınca ne duyuyoruz? sorusunun cevabı gibi. Bu kitap, hızlıca okunup geçilecek bir kitap değil. Her öyküden sonra bir durup nefes almak, düşünmek, geçmişe dönmek gerekiyor. Özellikle iç sesine kulak veren, kendi geçmişiyle bağ kurmayı seven herkesin çok seveceği bir kitap. “Anlatmak değil, hissettirmek esas” diyen kitaplardan biri bu. Yavaş okuyanlara, içinden geçeni içinden yaşayanlara.
Alıntı
Belki Yaz Erken GelirYekta Kopan · Can Yayınları · 2024829 okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.