10/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 23:32
Zeki Demirkubuz'un Bekir'i bir şeyhin oğlu olsaydı işler nasıl gelişirdi? Tarık Tufan sanki bu soruyla yola çıkarak tasavvufun ana imgelerinden olan aşkı sembolik ifadelerden uzak, yalın, hayatın içinden ama aşkın asıl gayesinden bahsetmeyi unutmadan bir girdap gibi işlemiş. Kitabın bir yerinde Deniiimirkubuz'un filminde gibiyiz diyordu zaten. Beşeri aşk ve ilahi aşk teması yazarın risk alacağı bir alan. İşlenmesi çok basit dursa da gülünç düşürecek sığlık ve yavanlıkta olma ihtimali çok. Tarık Tufan bu riski almış ve iyi de kotarmış zannımca. Tasavvufta insanın ilahi aşka ulaşması için nefsini öldürmesi gerekir. Tarık Tufan bu ögeyi tersten işlemiş. Öldürülen bir nefis var ama bu nefsi emmare değil de Şeyh olan babasının terbiyesinde eğitilmiş bir nefis. Allah için değil de Eda için öldürülmüş bir nefis; "Eda’yla tanıştığım güne kadar gerçekten hiç kimseyi öldürmemiştim. Onunla tanıştıktan bir süre sonra, çok kısa bir süre sonra birini öldürdüm. Kendimi." Olaya böylesi tersten bakmak zekice gerçekten. Zira O na varan her yol nevi şahsına münhasır. Belki romanda işlenen aşkın-Bekir'in deliliğine çok benzeyen tarafıyla- abartılı olduğu düşünülebilir. Ancak aşk kendisini ancak bu delilik makamında açar. İnsan kendisini oradan yakarak bir olur. Neyse bu mevzuyu burada ele ayağa düşürmeyelim. Tarık Tufan kalemini çok sevdiğim, okumaya devam edeceğim bir isim oldu. Son bir teşekkür de beni onunla tanıştıran, ervah-ı ezelden aşinaya.
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,7bin okunma
·
103 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.