·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Temmuz 2025 17:34 GERİ VERİLEN KIZ-DONATELLA Dİ PİETRANTONİO,184 sayfa
“Ben Arminuta’ydım,yani geri verilen kız.”
*Daha on dört yaşınızı doldurmadan aileniz bildiğiniz ama aileniz olmayan insanlar size gerçek olan biyolojik ailenizin yanına artık gitme zamanı geldi diyor ve siz ne olduğunu anlamadan bir ailenin kapısında buluyorsunuz kendinizi.
*On sekiz yaşında serseri bir abi ama kızkardeş gözüyle değil de başka gözle bakan bir abi,sonraki kötü kalpli ve sizi hiç istemeyen bir erkek kardeş,her gece yatağını ıslatan ve yatacak yer olmadığından onunla,o pis yatağı paylaşmak zorunda kaldığınız bir kız kardeş ve bebek bir erkek kardeş .Baba gününü uyuyarak geçiren sadece kahve kokusuna uyanan bir adam,anne deseniz…Boş verin,adı sadece anne…İçinde anne sevgisi olmayan,altı çocuk doğurmuş ,birini evlatlık vermiş bir kadın…
*Hayatının tamamını iyi bir ailede geçirmiş olan Arminuta artık böyle bir ailenin yanında,yarı aç ,sefalet ve pislik içinde geçirecektir. 13 yaşındayken, bir anda zorlu bir hayatın içerisine sürüklenen Arminuta’nın hayatını asıl zorlaştıran şeyse, annesi olduğunu düşündüğü kişi tarafından reddedildiği için duyduğu şiddetli acıdır.Ne kadar zorlasa da bunun nedenini her iki anne de söylememektedir. Zamanı geldiğinde deyip geçiştirmektedirler.İyi de on üç yaş artık zamanı değil mi?’
*İki anne,iki farklı hayat ,iki kimlik arasında kendini bulmaya çalışan Arminuta için bu hayatta tek tutanağı,hayatına bir güneş gibi doğan küçük kız kardeşi Adriana’nın saf ve sarsılmaz sevgisi.Adriana cahil,kültürsüz bir ailede büyümesine rağmen ablasına hep destek ve direniş göstermesinde örnek oluyor.Onların o sarsılmaz,derinden bağlı abla kardeş sevgisi o kadar güçlü ki hep hayatımda istediğim ama maalesef sahip olamadığım kız kardeş özlemini bir kez daha ortaya çıkardı.”Hep bir kızkardeşi olmalı insanın “ dedirtiyor kitap.
*Arminuta’nın önce evlatlık alınıp sonra geri verilmesinin sebebi kitabın sonlarında açıklanıyor ve öyle bir sebep ki yok artık dedirtiyor.Bencilce alınan bu karar size her iki annenin evlat sevgisini daha doğrusu sevgisizliğini sorgulatıyor…
*2017 Premio Campiello ödülü kazanan kitap bu ödülü sonuna kadar hakkediyor.Çok yalın ve akıcı bir anlatımı var.Sık sık duygusal anlar yaşatan kitap mümkünse herkes anne olmasın dedirtiyor….Bir çocuğu dünyaya getirmeye karar vermeden önce manevi sonra maddi açıdan hazır mıyım? Tüm sevgimi verip onu her ne olursa olsun koruyup kollayacak mıyım? Her zaman sonuna kadar yanında olup destekleyecek miyim?sorularının cevabı
“evet”se çocuk yapılsın…
*Kitapta dikkatimi çeken bir kaç şeyden bahsetmek istiyorum.İtalyanlar ile bizim yaşam şeklimiz birbirine çok benziyor.Aile yapıları (çok kalabalık ve geniş aileler),hızlı ve çabuk konuşmaları, cenazelerde komşuların yemek yapıp yas evine getirmeleri,yemeklerde hamur işlerine düşkünlükleri yazın domates sos ve reçel yapışları ,özellikle şeftali konservesi…
Ortaokulu bitirmek için yıl sonunda sınavlara girmeleri ki bu benim annemin döneminde de varmış.