Gönderi

5/10
·144 syf.··
2025 26. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 08:31
Okul sistemini eleştirmesini takdir ediyorum. Sistemin eksik ve yanlış olduğunu ben de düşünüyorum. Fakat bazı söyledikleri ve yapmak istedikleri bizim şu an asla ulaşamayacağımız bir durum. Sebebi de sadece maddiyat değil. Bir kere ve en başta öğretmen sebebiyle. Öyle bir sisteme alışkınlar ki önce onlara yanlışı anlatmak lazım ki zihniyetten ötürü çok zor. Genelde beni hayalperest, fazla idealist olarak görürler. Bu kitapta söylenenin belki onda birini yapmaya çabalıyorumdur anca yarım dönem sonra karşılık alınıyor. Sonrasında öğrencilerden dolayı mümkün değil çünkü önce insani ve ahlaki eğitimleri yok. Ve en büyük sebebi de ailesi. Ailede ne görürlerse o şekilde öğrenip sınıfa onu getiriyorlar. Aynı ilde farklı ilçelerde farklı okul kültürleri var. İnsanların hem eğitim hem maddiyat hem de zihin yapısına göre şekilleniyor. Ve öğretmenler de artık baş edemeyip pes ediyor. Bazı durumlarda hakta veriyorum. Öyle olaylar durumlar yaşadık ki ağzım açık kaldı desem az kalır. Çöp atma, tuvalet temizliği, el yıkama, sınıf düzeni, defter tutma, kalem getirme alışkanlığı dahi olmayan çocuklara bu kitapta söylenenleri uygulamak şu an mümkün değil. Ortaokul öğrencisi heceleyerek ilkokul birinci sınıf çocuğu gibi okuyor. Ben bilgisayar öğretmeniyim. Evinde bilgisayar yok. Olan da sadece oyun oynuyor. Ofis programlarını yükletemiyorsunuz. Fare kullanmayı beceremiyor. O kadar geri durumdalar. Yarım dönem zaten önce okuma klavyede yazma, fare tutma anlatmak zorunda kalıyorum. Evde anne okuma yazma bilmiyor. Baba kitap okumaktan bihaber. Bu çocuğa bağırılmış hep dövülmüş. Kitap okumayı hayal gücünü nasıl anlatacaksın. Çok olumsuz konuştum belki ama gerçekler bu durumda. Ben pes etmemeye çalışan önce islami, ahlâkî hatta siyer bilgisi vermeye çalışan önce gönüllere girmeye çalışan biriyim. Bilgisayar dersinde word programında yazı yazarken hadis yazdırırım ve uygulatmaya çalışırım. Vs Çocuklara mübarek çocuk diye hitap ederim. Başlarda alay konusu yaparlar sonra hoşlarına gider. Bir tek hakaret etmeyen öğretmenimiz sizsiniz derler. Okulun durumunu düşünün. Sultangazi, bağcılar, esenler, beylikdüzü çoğunluğu bu şekilde. Farklı il ve ilçelerde daha iyi durum vardır tabi ki. Görgü kuralları ve nezaket ile ilgili yazılanlara tamamen katılıyorum. Ailede bunu öğrenmeyen çocuğa bunu sadece okulda öğretmek ve evde asla yapılmaması işe yaramaz. Öğretmene çok görev yüklediğini, aşırı sorumluluk yüklediğini düşünüyorum. Herkes için en değerli, vazgeçilmez pırlanta ailedir. Öğretmen ilgilenmedi yada bağırdı diye kimse travma yaşamaz. İstismar vs ileri boyuttan bahsetmiyorum. Ama aile iyi değilse, ilgisizse, aile küfrediyor ise dövüyor ise öğretmen ne yaparsa yapsın o çocuk düzelmiyor. Çocukta değersizim düşüncesi aile tarafından oluşurulunca ve ailede sevilmeyince hep dikenli oluyor hep sorun çıkaran oluyor. Hatta ki şu cümleler ile karşılaştım. Ben iyi davrandığım için, düzgün konuştuğum için çocuklara tuhaf geliyor sabrıma şaşırıyorlar. Ve şunu söylüyorlar keşke annemiz de böyle davransa. Yada annemden artık daha çok nefret ediyorum çünkü bana böyle hiç davranmıyor. Vs Sene başında girdiğim sınıfların hepsinde anket yaparım. Çocukları tanımaya yönelik bilgiler, hayaller, istekler, sevdikleri vs Hayalim yok, meslek düşünmedim. Ben gerizekalıyım öyle diyorlar benden bir şey olmaz cümleleri havada uçuşuyor. Aylarca meslek seçmesi, bir şeyi sevmesi için uğraştığım öğrenciler oldu. Geçte olsa oldu şükür. O kadar kendinden vazgeçmiş ki hayali bile yok. Sevdiği rengi, sevdiği yemeği bilmeyen düşünmeyen çocuklar var. Onlar uygulama yaptıkları sırada derste ben de hepsinin anketlerini okuyordum ve gerçekten onları tanıyordum, onlar da daha sakin oluyor ve beni benimsiyorlardı. Hep diyoruz ya kim olursa olsun gönle girmeden hiç bir şey olmuyor. Sultangazi de sınıfın yarısı suriyeli. Ve Türkiye de doğmuş olmasına rağmen Türkçe bilmiyor, öğrenmiyor, okumuyor, yazmıyor. Benim dilim değil, öğrenmek zorunda değilim diyen çok öğrenci duydum. Okulumuz kandillerde bile lokum dağıtmaya erinen, istemeyen bir okul. Herşeyin ücreti düşünülen bunu kim yapacak diyen bir idare. Bir seneki müdürümüz iyiydi sadece o yapardı. Herşey öğretmenin cebinden yapılıyor ki bu da kolay değil. Okulda zaten durumu olmayan çocuklar için gizli yardım toplanıp ulaştırılıyor. Yahudi ve nazi mevzunu sürekli örnek vermesi tuhaf ve itici geldi. Bu meseleye kadar aynı hatta daha yüksek derecede soykırım olan çok tarihi olay var. Kitabın arka yazısı çok güzeldi ve bende beklenti oluşturdu sanırım. Eksik kaldı gibi. Çok beğenemedim. Ben tek, yalnız, değeri bilinmemiş yelken çiçeği olduğumu anladım. Kitabın arka yazısından çok etkilenmiştim. İçeriği öyle olmadı eksik gibi geldi. Başlangıçlar, benzetmeler çok güzel ama sanki devamı olmalıymış yarıda kalmış gibi. Bir de öğretmene çok yüklenilmiş gibi geldi.
Çocuklar ve Çiçek MezarlıklarıTuğba Coşkuner · Cezve Kitap Yayınları · 20191,936 okunma
·
146 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.