Puan vermedi·112 syf.··
2025 35. kitabı
“İnsanların en büyüğü, belki de en sevimlisi, bir çobanın oğlu olabilir mi?” Prenses Formosante'nin güzelliği ve kral Belus'un kızı oluşuyla başlayan hayranlık, Nemrud'un yayını gerebilen ve en tehlikeli aslanı yenebilen kişinin prensese sahip olacağı eski bir kehanetle şekilleniyor. Mısır, Hint ve İskit kralları gibi "büyük" talipliler bu zorluğun üstesinden gelemeyince, karşımıza hiç umulmadık bir kahraman çıkıyor: Adonis'in yüzünü, Herkül'ün bedenini taşıyan, ancak bir çobanın oğlu olan genç Amazan Amazan'ın yayı germesi, aslanı yenmesi, hatta prenseze kırk koca elmas ve eşsiz bir papağan hediye etmesi, kitaptaki en şaşırtıcı anlardan biriydi. Bu durum, Voltaire'in toplumdaki statü ve değer yargılarına incelikli bir eleştiri getirdiğini hissettirdi Kral Belus'un "kızımı hak eden beş para etmez bir çoban" diyerek kahine danışması ve kahinin "kızın ancak dünyayı dolaştıktan sonra evlenecek" demesi, bu aşkın sıradan bir peri masalı olmayacağının ilk sinyaliydi. Amazan'ın babasının rahatsızlığı nedeniyle köyüne dönmesi ve geride bıraktığı o büyülü, 27 bin 900 buçuk yaşındaki konuşan papağan, hikayeye fantastik bir boyut katıyor Prenses Formasante ile çobanın oğlu Amazan, Asya’dan Avrupa’ya birbirlerini ararken yolda sürekli ayrı düşüyorlar. Tıpkı gerçek aşklar gibi... Belki de asıl mesele, bulmak değil, aramakta gizli “Artık ne gerçek sanat kalmıştı ortada ne gerçek deha…” Voltaire yüzlerce yıl önceden günümüze bakıyor olabilir mi? "Babil Prensesi" benim için sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda toplumsal normlara, iktidara, insan doğasına ve sanatın gerçek değerine dair düşündürücü bir yolculuk oldu. Unutmayalım "Bir parça delilik, güçlü ve derinden yaralı bir ruhta, mucizevi sonuçlar yaratır"
Babil PrensesiVoltaire · Karbon Kitaplar · 2021579 okunma
·
99 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.