·320 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Temmuz 2025 11:26 İçimdeki Melodi, konuşamayan ,yürüyemeyen ama çok zeki olan küçük bir kızın, Melody’nin hikâyesidir. Melody, bedenini kontrol edemese de içinde kocaman bir dünya taşır. Kitap boyunca hissettiğim en derin duygu, Melody'nin anlatamadığı bir yalnızlıktı. Akıllı bir cihaz olan Elvira sayesinde konuşmaya başlasa da yeterli olmuyor çünkü yazmak için zamana ihtiyacı var. Yani Melody tam anlamıyla içinden geçen her şeyi söyleyemiyor ama içi kelimelerle dolu,tıpkı bazen bizim de konuşamadığımız, içimize attığımız, tarif edemediğimiz duygular gibi. Sanki her birimizin içinde bir "Melody" var. Melody’nin mücadelesi bu yüzden sadece fiziksel değil, aynı zamanda her birimizin ruhsal savaşı.
Kitabın en önemli noktası ise Melody’nin ilk kez kendisi gibi olan insanlarla bir araya gelmesi, var oldukça hissettiği mutluluk ve önceki hayatında toplumdan dışlandığı anları hatırlaması.. O an, “İlk kez arkadaşlarım oldu"demesi beni çok duygulandırdı. Çünkü bu sadece bir cümle değil, yıllarca dışlanmış, yok sayılmış bir çocuğun “ben de varım” diyebilmesiydi.
Melody bu sözleriyle aslında engelli bireyleri nasıl yalnız bıraktığımızı yüzümüze çarpıyor. Oysa onlar da sevebilir, başarabilir, arkadaş olabilir. Melody'nin "Ben de bir şeyler yapabiliyorum" demesi, tüm önyargılara karşı yükselen sessiz ama güçlü bir çığlık gibi.
"Yürüyemiyorsak nasıl dans edeceğiz?
.
.
...Kalplerimizle dans edeceğiz. Zihinlerimizle dans edeceğiz. Ruhlarımızla dans edeceğiz. Eğlenmek için dans edeceğiz"
Bu alıntı, İçimdeki Melodi’nin en derin, en dokunaklı mesajlarından birini taşıyor."Yürüyemiyorsak nasıl dans edeceğiz?" sorusu toplumun engelli bireylere sıkça sorduğu, hatta bazen içten içe düşündüğü bir ön yargıyı yansıtıyor: “Senin bedenin sınırlıysa nasıl mutlu olacaksın?
Ve cevabı:
“Kalplerimizle dans edeceğiz. Zihinlerimizle dans edeceğiz. Ruhlarımızla dans edeceğiz. Eğlenmek için dans edeceğiz.”
Bu cevap, bedensel sınırlamaların insan ruhunu, hayal gücünü, sevgisini ve yaşama sevincini engelleyemeyeceğini gösteriyor..
Ve aslında toplum baskısı, korkusu hepimizin içinde bir şekilde devam ediyor.. Çünkü toplumun her zaman diyeceği bir şeyler olur.. Ve genelde amacı da kırmaktır, vazgeçirmektir, umutları yok saymaktır..
Kısacası bu kitap, bize fiziksel engellerin insan ruhunu sınırlayamayacağını ve her bireyin, anlaşılmaya ve hayata katılmaya hakkı olduğunu hatırlatıyor.