Puan vermedi·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Temmuz 2025 12:55 Altın Yıllar denen bir dönemin doruk noktasında, özgürlükler, imkanlar ama aynı zamanda çöküşler şehridir Berlin. Yıl 1931'dir, gece hayatı ve gündüz trafiğiyle şehir ışıl ışıldır.
Ve Annemarie Schwarzenbach... Kısa saçları, 1.75 boyu, ince yapısıyla, sessizliği ve otomobiliyle pek çok metninde karşımıza çıkan karakterlerine benzeyen Annamarie, dikkatleri üzerine çekmiştir hemen.
Androjen güzelliğiyle hem kadınların hem de erkeklerin beğendiği bir tiptir. Annemarie, Berlin'in kültür hayatının gözde iki ismi olup ikisi de eşcinsel olan Klaus ve Erika Mann kardeşlerle arkadaşlığını sürdürürken, gece hayatının önemli müdavimlerindendir. Erika'ya aşıktır ama karşılığı yoktur bu aşkın. Sonunda bağımlısı olacağı morfinle de bu sırada tanışır.
Erika Mann'a yazdığı sayısız mektuplardan birinde mutluluğun insanı aptallaştırdığına inandığını söyler Annemarie Schwarzenbach.
Peki zenginliğin içine doğup, Berlin'den Yakındoğu'ya, sonraki yıllarda Amerika'ya doğru yola çıkan, morfin bağımlılığı yüzünden zaman zaman tedavi gören ve henüz 34 yaşındayken bir bisiklet kazasında hayata veda eden Annemarie Schwarzenbach yazdıkları ve yaşadıklarıyla bugün bize ne anlatıyor?
Her şeyden önce, yüzyıl öncesinden başlayan kadınca bir karşı koyuşu, bireysel direnmeyi anlatır Schwarzenbach. Erkek egemenliği altındaki bir dünyada, her ne kadar "erkek" gibi görünmeyi seçse de, yine de "eril" sesten ayrılan metinlerin yazarı, kadına ve kadınca olana ışık tutan bir anlatıcı o.
Sadece romanlarıyla değil, gezi yazıları, çektiği fotoğraflarla da geçmiş yüzyılın Avrupa'sına ve Avrupalının Doğu'yla olan ilişkisine belki de ilk kez kadın gözüyle bakmış bir entelektüel. İspanya'da karşılaştığı Çingene çocuklarıyla fotoğ raflar çeken, Anadolu' da bir çayhaneyi Alp Dağlarındaki kulübelerle yan yana getirerek anlatan bir kozmopolit aynı zamanda. Seyahat yazılarında İstanbul'daki denizin kokusunu yadırgar, Ankara'da Cumhuriyet balosunu izler uzun uzun ve bu baloda da kadınları anlatır yine. Çünkü Annemarie Schwarzenbach Bir Kadını Görmek ve Lirik Novella eserlerinde yaptığı gibi en çok kadına bakarak hayatı edebiyata yansıtır, erkeğin dünyasını da yine bu sesle şekillendirir. Bugün her zamankinden daha büyük bir anlama sahip, önemli bir ses bu.
Diplomat olmak için Berlin'de üniversiteye giden ben anlatıcı, genç bir adamın bir varyete şarkıcısına duyduğu aşkı ve sorumluluk üstlenmesi gerektiği anda ondan kaçıp taşraya ve doğaya sığınmasını anlatır. Anlatıdaki tasarruflu dil, ben anlatıcı karakterin hastalıklar ve halsizliklerle boğuşması, kadına ve hayata bakışı öyle nahif ve öylesine az erkekçedir ki, metin yayımlandığı dönemde bu yönüyle eleştirilir. Klaus Mann da hastalıklı delikanlının abartılmış korkularına değinir.
Annemarie Schwarzenbach'ın bu eleştirilere cevabı ise şu şekilde olur: "Aslında bu hikayenin tam doğru anlaşılabilmesi için ana kahramanın bir 'delikanlı değil de genç bir kız' olduğunu 'itiraf etmek' gerekirdi."