Alacakaranlığın Tanrısı E.M.Cioran
Puan vermedi·248 syf.··
2025 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 16:22
“Dünyadan en uzak yıldızı arıyorum, orada kendime bir beşik ve bir tabut yapmak için, benden yeniden doğmak ve bende ölmek için...” Emil Michel Cioran anadili olan Rumence’de yazdığı bu son eserinde, başka bir ifade ile tanımladığı; “O zamanlar beni genelevler ve kütüphanelerden başka hiçbir şey cezbetmiyordu.” diye başlayan sözleri ile, düşüncenin sınırlarında dolaşan; merhamet, aşk, hüzün, vicdan, şiir, melankoli, ölüm, müzik, ahlaki değerler, din ve hiçliğin süzgecinden geçen, aynı zamanda varoluş çöküntüler içinde metafizik yorgunluğun içinde kendini hapseden bu eser; Düşüncelerin Günbatımı’ (‘Le crépuscule des pensées’) sadece felsefi olarak betimlenen bir kitap değil, aynı zamanda umutsuzluğun edebi bir şekilde aforizmalar şeklinde, dili akıcı, anlaşılır, sarsıcı ve vurucu bir şekilde okuyucusuna sunuyor. Cioran’a göre hakikat, mutlak ve ulaşılabilir bir kavram olmaktan çok uzaktır. O, hakikat arayışını insanın varoluşuna yüklenmiş bir lanet olarak görür. Bu arayış sırasında karşılaşılan çelişkiler ise kaçınılmazdır. İnsan zihni, anlam arayışı sırasında karşıt düşünceler, duygular ve gerçekliklerle mücadele eder. Cioran’a göre avuntu yoktu, yalnızca aynı konu üzerine sonu gelmez bir meditasyon vardı. Filozofların, mistiklerin ve bilgelerin eserleri aracılığıyla yaptığı araştırmalardan sonra Cioran buruk bir şekilde ancak şu sonuca varabilirdi: “metafizik, cesede hiç yer bırakmaz.” Felsefe, zayıflığı ve âcizliği içinde hiçbir anlam taşımamasına rağmen, yaşamaya yönelik bir taktiktir. Cioran, aklın ve düşüncenin nihai bir çözüm sunmadığını; aksine, insanı daha derin bir çıkışsızlığa sürüklediğini söylüyor. Bu eseriyle kelimelerin gücünü kullanıyor. Her kelimeden yeni anlamlar, yeni ideolojiler, yeni bir farkındalık oluşturuyor. Kelimelerini tezatlık içerisinde veren Cioran bir cümlesindeki ideoloji diğer cümlesiyle çelişebiliyor ancak her iki cümle de kendi içinde doğruluğu içeriyor. Geri kalan eserlerinde de olduğu gibi, bu eserinde de düşünmeye zorluyor. Her kavramı sorgulatmaya ve hiçbir fikri kabul ettirmeye çalışmadan tarafsız bir şekilde yazıyor. Her şeyi sorgulatarak düşünmeye zorluyor insanı. Zaten insanı insan yapan düşünüyor olması değil miydi? Kitap boyunca yazar, kavramlara ve düşüncelere karanlık bir duygu yaratır. Çünkü ona göre düşünmek, aslında bir tür acı çekmektir; varoluşun trajik doğası, ne kadar düşünülürse o kadar keskinleşir. Dayattığı bütün kavramları hakkında, hiçbir kesinlik sunmaz. Aksine, tüm mutlakları çürütür ve boşlukla yüzleşmeyi önerir... ve bizleri bu boşluğa iter, düşünmemizi sağlar. Yazdığı bütün kitaplarında umutsuzluğun izlerini taşır... ve tabii ki, bu kitabında da öyle; Ancak Cioran’ın karamsarlığı, sıradan bir kötümserlikten farklıdır; bu karanlık bakış açısı, aynı zamanda yüksek bir bilinç seviyesinin ve derin bir içgörünün ürünü olarak belirlenir. Düşüncenin Günbatımı'nda yazdığı her aforizma, hem bir sarsıntı hem de bir çağrıdır; Anlamdan kaçmak değil, onun yıkıntıları arasında dürüstçe kalabilmek önemlidir. ve sizler bu yıkıntıların arasında kalabilecek kadar dürüst müsünüz? Yazdığın bütün cümlelerin şaraplarını içtim... ve dibe vurmuş alkolizme karşı, sarhoşum artık... Seninle ve hep sana dair... Canım Cioran...
Düşüncelerin GünbatımıEmil Michel Cioran · Jaguar Yayınları · 202598 okunma
·
1.813 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Cioran'ı bağrına basan her okuru severiz. Canım Cioran. Cioran, onun yazdıklarını okuyup doğru anlayan her okur-insan için en iyi antidepresanlardan.