Kısa, keyifli öykülerden oluşan uzunca bir kitap. Yazar, birçok başka yazar ve şairin etkisini dilinde, üslubunda ve yazısında taşıyor. Ben izlerden onu takip etmeye çalışırken, onlardan yaptığı alıntılarla aslında bana iş bırakmadan kendini gösteriyor.
"Süveyda" öyküsünde derin İsmet Özel izleri gördüm. "Meşru Cinnet" öyküsünde gerçekten Özel'den alıntı vardı. "Pusu"öyküsündeki Cortázar havasını yakalamak zor değildi. "Çuval Dolusu Hikâye" isimli öyküde bizzat yazar, Cortázar'ı zikrediyordu. "Olağan Saatler"i okuyan biri, belki farkında olmadan o masalsı anlatımda Jules Verne'i hissedebilir. "Buz Mavisi Gömlekli Adam", yazarın büyülü gerçekçiliğe ne kadar yakın olduğunu işaret ediyor.
Türkiye'de ne çok okunan ne de çok yazılan bir tür oldu büyülü gerçekçilik; insanımız onu benimseyip içselleştirmedi. Hâlbuki çocukluğu aile hikâyeleri, kıssalar, masallar, öykülerle geçen bir milletiz. Doğu'da "Mem û Zîn", Batı'da "Tahir ile Zühre", Kuzey'de "Ferhat ile Şirin" anlatılır. Aslında masallara, destanlara fazlasıyla yatkın bir millet olmamıza rağmen büyülü gerçekçiliği benimsemedik. Bunda haklı değildik.
Öyküler, bugün öykü adına memleketin her yanında güncel olarak okunan, yazılanlardan daha iyi. Ama bu tarz, eminim kitlelerin bu kitaba aşinalığını daha zor hale getiriyordur.
Dünyaca ünlü yazar ve şairler kadar felsefecilerle de ilişkisi olduğunu düşündüm yazarın. Bunun sebebi, özellikle Heidegger ve Hegel fikirlerinin öykülere sinmiş olmasıdır.
Belki yeniden yeniden okumak durumu biraz sıkıcı hale getirebilir. Ama gerçekten içinde yeniden yeniden okunacak öyküler var. Ben klasik eserlere daha aşina olmama rağmen, rastgele elime geçen bu kitaba kayıtsız kalamayıp bu yazıyı yazdım. Tavsiye edilir...
Not: Yakın zamana kadar edebiyatımızda böyle kitaplar olduğunu çok sanmazdım. Şaşırttı beni. Daha nicelerine...