Mark Twain’in yabancısı bir kasabanın “düzenli” ahlak yapısını sarsmak için tek bir yalanla tüm değer sistemini yerle bir etti. Çünkü biliyordu: Bir toplumun en büyük zayıflığı, kendine körü körüne güvenmesidir. Bu bana Peyami Safa’nın şu sözünü hatırlattı: "Bir milleti yok etmek isterseniz askeri istilaya lüzum yoktur... Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini, ahlakını yozlaştırmak kafidir."
Yozlaşma, sessiz ve sinsidir. Bazen bir adamla başlar, bazen bir cümleyle. Ama sonuçta bir toplumun vicdanı çürürse, hiçbir düşmana ihtiyaç kalmaz. Çünkü düşman içerdedir artık.