Gönderi

Ben daha iyisini yazdım.
5/10
·336 syf.··
2025 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 11:40
Seriyi, daha doğrusu konuyu seviyordum ama bu kitapla daha iyi anladım, gerçekten potansiyel harcanmış. Hem de sadece bir karakter için. Sonsuz Bağlar'ı heyecanla okumayı bekliyordum ve benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Beni rahatsız eden kısımları tek tek anlatmaya çalışacağım. İncelemede spoiler olacak. Bazı paragrafları okurken yaptığım yorumlardan aldım, o yüzden tekrara düşmüşüm izlenimi verebilir. Konunun işlenişi, evren kurma ve bilgi yerleştirimleri: Kelimenin tam anlamıyla berbattı. Her şey çok karışıktı, olay örgüsü sıkı kurulmamıştı. Zaten olay yoktu. Bir romanda olay örgüsü denecek bir şey nasıl olmaz? Ama yoktu. Olayların gidişatı, olay olmadığı halde varmış gibi her şeyin allanıp pullanması abartıldıkça abartılması iyi bir numara bile değil, kimse yemez bunu. Koca 300 sayfada bir iki bomba dışında hiçbir şey olmuyor, karakterler arasındaki dinamiklere odaklandık desek orda da çok büyük boşluklar vardı. Sonuçta her şey aşırı yüzeyseldi. Bir bağının odasından diğerine, akşam yemeğinden sabah kahvaltısına ve duştan yerde ders çalışmaya geçtiği böyle bir ortamda konuştukları konuların çok büyük ve elzem olduğunu düşünemedim. Kitapta hiçbir şey yoktu, sadece her olay ve düşünce ve her kas hareketi, göz teması vs abartıldıkça abartılıyordu, kısır döngü ve aşırı sıktı. Sevdiğim birkaç sahne vardı ama aklımda sadece North'un Nox'u sakinleştirmeye çalıştığı sahne kalmış. Onu da görmedik zaten. Ya ben böyle saçma ilerleyen bir kitapta bir karakterin içsel mücadelesinin fiziksele dönüşümünü, yakınlarının ona yardım etmesini, çektikleri acıları kırılmaları okuyamayacaksam ne diye kitaba para veriyorum. Bana ne Oli'den??? Karakterler: Asıl kadın karakter için hepsi harcanmış. Çok net. Oli şöyle güzel, Oli böyle mükemmel, ona böyle tapıyorum, bana şöyle tapsınlar, onun güvenliği, onun bilmem nesi. Bizim için böyle fedakarlık yaptı, böyle zor zamanlar geçirmiş, kendisini şöyle kötü hissediyor. YA SUS SUS. Bıktım gına geldi. Tamam anladık bağınız çok kuvvetli çok önemli başka bir şey düşünmenize engel oluyor ama bunu 4+1+1 kişiden daha okumak zorunda mıyım? (+1+1 Oli'nin kendisi ve Oli'nin bağı.) Çok irrite ediciydi. Tekrar üzerine kurulmuştu resmen. Ve Oli hiçbir düşünce ve duygusunda samimi biri gibi gelmiyor bana. Canavarım dediği yerler abartı, işe yaramıyorum dediği yerler ajitasyon. Çünkü bir sayfada canavarım derken diğer sayfada bununla yaşayabilirim diyor. Bir sayfada işe yaramıyorum derken ikinci sayfada gelmeyi ben istememiştim diyor. Bir dediği bir dediğini, hareketleri düşüncelerini hiç tutmuyor. Oli'nin gücü hakkında yazarın hiçbir bilgisi yok. Oli'nin en başta gücüm artmasın diye kaçtığını unutup birileriyle bağ kurduğunda hiçbir şey olmayıp aslında birçok şey olması, birçok şey olup aslında hiçbir şey olmaması durumları çok gereksiz kafa karışıklığı yaratıyor. Bir düşman kendisinden güçlü mü değil mi, asla emin olamıyoruz. Benden çok güçlü dediği biri hakkında bir sayfa sonra benim için hiçbir şey değil, çocuk oyuncağı diyor. Bağı çok güç tüketti diye üç gün boyunca ayılıp bayılmamış gibi birkaç sayfa sonra benim gücüm sınırsız deyip terminatör gibi geziyor ortada. Sözde gücünde bir değişiklik olmuyor ama habire gücünün ne kadar çok arttığını denetlemeye gelen düşmanlar var. Hani bu örnekleri daha da arttırabilirim ama sonuç değişmeyecek: Yazar karakterlerinin güçlerini, sınırlarını bilmiyor. Sonra Oli'nin hiçbir yere bağlanamayacak azgınlığı. Sandviç yerken orgazm olma düşüncesi nedir ya? Bir değil iki değil. Cidden sus artık, cidden düşünme sen. Tamam açlıktan ölmüşsün tamam çok güzel gelmiş tadı vs ama abartma artık. Yeter. Yiyeceğin güzelliğini övmek için aklına başka bir şey gelmiyor mu cidden? Beynin bu kadar mı kıt? Kabus köpeklerin sahnesi diğer tüm karakterlerden daha fazlaydı. Kabus köpeklerin adı tüm karakterlerin isimlerinin toplamda kullanıldığından daha fazla geçti. Baydı, sıktı, bunalttı. Gölge duman sis kabustan yapılmış hayvan görünümlü şeyler, nesini abartıyorsun bu kadar. Hani tamam bağlarının parçası senin için çok güzel onlara ait olan hiçbir şey seni korkutmuyor tamam en farklı sensin ama bir yerde dur. Nox nerde nerde Nox yok kayboldu Nox. Gryphon'ın attığı triplerin anlamsızlığı hakkında ne kadar konuşursam konuşayım sinirim yatışmayacak. Ve trip atma sebebi ne biliyor musunuz? Yazarın Oli'nin mükemmelliğini öne çıkarmak için açacağı yola bir taş koymak. Neye trip attığını da zerre anlamadım. Kendi kendine yükselip durdu, hatta yükseldiğini bile anlamadım, Oli öyle oldu dedi. Tamam dedim. Ya Oli diyor ki seni terk etmedim tekrar, ablanı kurtarmaya gittim. Gryphon sinirleniyor dışarı çıkıyor. Bro what. Gryphon bunu anlamayacak bir karakter değil ki ne drama Queenlik yaptırıyorsun, aşırı saçmaydı. Oli malı için bir karakterin daha nasıl harcandığını gördük yani. Nox'la aralarında geçen laf sokma adı altındaki anlamsız diyaloglar. Ne yaşıyorsunuz ki siz o küçücük dünyanızda, atışmalarınız gram umrumda değildi ve dört yaşındaki yeğenim daha iyi laf sokuyor. North ile bağ kurduğunda ve hatta ondan öncesinde North'un kişiliği 180 derece dönmüş. O dönüşümü bile görmedik. Üçüncü kitap çevrilirken o süre içinde North kendi kurgusal gerçekliğinde bir dönüşüm yaşamış, bizim haberimiz yok. North'un bu temelsiz değişimi ile benim için kitabı okumamın da bir anlamı kalmadı ne yazık ki. Nox'un neyi var merak ediyorum ama o da tamamen Oli ile ilgili olacağı için beni heyecanlandırmayacağını, üstüne üstlük hayal kırıklığına uğratacağını şimdiden biliyorum. Karakterlerin bencilliğine burada değineceğim. Kieran Oli'nin dediğini yaptı ya da çatışma esnasında kendi esas bağını düşündü vs vs diye hemen onu öldürmeye dair konuşmalar, düşünce akışları başlıyor. Abi siz salak mısınız? SİZ BİN BETERİNİ OLİ İÇİN YAPINCA SORUN YOK, BAŞKA BİRİ KENDİ BAĞINI DÜŞÜNDÜ DİYE ONU ÖLDÜRELİM. Tedavi olun. Oli'nin de bununla hiçbir sorunu yok bu arada. Çok rahat bir şekilde dinliyor, konuşmaya katılıyor falan. Bahsettikleri adam sözde en yakın arkadaşının bağı bu arada. O adam ölse arkadaşının ne hissedeceğini zerre umursamıyor, aklına getirmiyor. Bir kere söyledi valla zahmet oldu dedim. Hani bu korumacı tavır falan değil, bu bir insanın fantazilerini okuduğumu en rahat hissettiğim sahnelerden biriydi. Hepsi beyinlerini kapatmışlar ve Oli'ye vermişler. İnanılmaz saçmaydı. Yazarın isim fetişi: Zaten kıyamet kadar insan var, biri birine adıyla sesleniyor diğerine soyadıyla. Sınava hazırlanır gibi not mu almam gerekiyor ya? Smut sahnelerin boşluğu. Bu muydu dedirtti. Her seferinde. Üç ya da dört tane smut sahne vardı ve hani... Ne duygu ne eylem ne konuşmalar. Toplamadaki sıfır, çarpmadaki bir... Polyamoryda etkisiz eleman gibi smut mu olur ya. Yazarın biraz fanfiction falan okuması lazım dedim kendi kendime. Ve burada da başlığa geliyoruz. Cidden çok çok daha iyi yazıyorum. Nokta. Kitabın sonu: 334. sayfada dedim ki burada ancak şu olsa sözde çarpıcı bir etki olur. Dediğim gibi de oldu ve hiç şaşırmadım, heyecanlanmadım. Çünkü görünüşte bir sebep yok. Genel yorum: Ters köşe ters köşe değil. Karakterler tek boyutlu ve hepsi bir karakterin etrafına aynı amaçla toplandığı için okumak hiç zevk vermedi. Kurulan evrendeki tehdidin boyutu da abartıydı. Aksiyon sahneleri sönüktü. Mekanların hiçbiri net değildi çünkü tasvir falan hiç uğraşmamış yazar. Hiç beğenmedim ve seriye olan ilgimi de kaybettim. Kendi kitabımı çıkarayım da distopik bir evrende olayları arka plana atmadan poly ilişki nasıl yazılır göstereyim amin. (Mine isimli kurgumdan bahsediyorum) Tavsiye: yazın sıcağı yetmedi biraz daha bunalayım istiyorsanız okuyun tabii.
1000Kitap
Sonsuz BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2025458 okunma
·
1.145 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İsim fetişine katılıyorum bir de isim kısatlmaları lakaplar çok zorlayıcı birde herkesin bağı var ama bağların canlı ve konuşabilen olmalarına şaşıyorlar
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Yorumunla incelememi tekrar okudum ve kitaba yine sinirlendim 💃🏻 konuları harcamayın yazarlar! 😊