Bazı kitaplar vardır, okurken bedeninizin milyarlarca yıl öncesinden gelen bir hikâye anlattığını fark edersiniz. İçimizdeki Balık, tam olarak böyle bir kitap. Bir bilim insanının fosiller, DNA ve embriyolar arasında sürdürdüğü büyüleyici bir dedektiflik hikayesi…
Neil Shubin, bir paleontolog olarak çıktığı bu yolculukta, evrimsel geçmişimizin izlerini sadece fosillerde değil, kendi bedenlerimizde de keşfediyor. Örneğin, bir el hareketimizin kökeni yüz milyonlarca yıl önce sudan karaya çıkan balıklarda saklı olabilir deseydim, abarttığımı düşünür müydünüz? İşte bu kitap, böyle “gerçekleri” nefes kesici bir sadelikle anlatıyor.
Omuzlarımızın hareketinden, kulak kemiğimizin kıvrımlarına kadar pek çok özelliğimizin birer “evrimsel hatıra” olduğunu öğrendikçe, insan bedeni bir mucize olmaktan çok, doğanın uzun süren bir mühendislik çalışması gibi görünmeye başlıyor.
Kitabın dili öyle akıcı ki, bilimden uzak biri bile merakla sayfaları çevirebilir. Hele ki Tiktaalik adlı fosil balığın keşfi… Bilimin Indiana Jones’u gibi hissettiriyor insana. Heyecan, şaşkınlık ve hayranlık aynı anda.
Eğer bedenimizin geçmişini merak ediyor, evrim kuramına hayatın içinden ve bilimsel verilerle yaklaşmak istiyorsanız, bu kitap tam size göre.
Her kemiğin, her kasın, hatta burnumuzun bile milyonlarca yıllık bir geçmişi olduğunu görmek… insanı kendine hayran bırakıyor.
Sonuç: Sadece bilim değil, aynı zamanda insanın köklerine doğru derin bir iç yolculuk.
Okuyun, çünkü hepimiz biraz balığız.