9/10
·700 syf.··
2025 14. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 00:00
Spoiler bulunur! Bu kitabı Şafak Kulesi ile çapraz okuma yaparak okudum. Benim için serideki en iyi kitap şu anlık Gölgeler Kraliçesi ve on puanlık bir kitap. Bu kitabı dördüncü kitapla kıyasladığım zaman daha altta kalıyor bu yüzden dokuz verdim ve Şafak Kulesi'ne geçtigim her vakit bu kitaptan aldığım zevki zehir ettiği için içimden on puan vermek gelmedi. Öncelikle kitap başından sonuna kadar Aelin ve saray meclisinin ordu toplamak için çabalarını anlatıyor. Ben kitabı ana karakterin gözünden okuyoruz diye her zaman onun tarafında olunmasını asla doğru bulmuyorum. Kitabın başında Aelin ve Darrow'un tartışmasında Darrow'a baya bir hak verdim kendi kaygıları ve Aelin'a olan güvensizliği gayet mantıklıydı bu yüzden saray meclisindekilerin Darrow'a verdiği bu sert tepkilerde hepsine sinir oldum açıkçası ama sonrasında Aelin da Darrow'a hak verdiğini dile getirdi. Kitapta sürekli Aelin'in birtakım noktalarda planladığı şeyler açığa çıkıyor. Okurken en çok aklıma takılan soru Aelin'in neden planlarını diğerlerine anlatmadığı oldu. Özellikle Aedion'un bakış açısıyla okuduğumuzda o da bunu kendine soruyor ama Aelin'a dile getirmiyordu. Bu sorunun cevabını finalde almış oldum zaten o yüzden mutluyum çünkü Aelin'ın planları sadece kendine saklaması biraz sinir bozucu olmaya başlamıştı. Brannon'un döneminde yaşananlar hakkında yine çok güzel şeyler görüyoruz. Bütün bunların Elena Kilidi çaldığı için yaşandığına hala inanamıyorum. Manon'un kısımları yine gayet güzeldi özellikle dördüncü kitapta kendisini çok sevmiştim yine gayet kendini okuttu son Crochan Kraliçesi olmasıyla birlikte cadı ırkının hikayesi de Brannon'a, Wyrd anahtarlarına güzel bir şekilde bağlandı. Elide ve Lorcan'ın bölümlerine yapabileceğim tek eleştiri bana göre aralarında ilişkinin çok hızlı gerçekleşmesiydi. Ben açıkçası dördüncü kitapta herkesin önünde titrediği Lorcan'ın bir kıza bu kadar çabuk bağlanmasını pek mantıklı bulmadım finalde Aelin'a ihanet edip Maeve'e yerlerini açık ettiğinde bile Elide'in güvenliği için elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Keşke Şafak Kulesi'nde hiçbir şey yapmayan Chaol'u okumak yerine biraz daha bu kitaptaki karakterleri yazsaymış dedim çünkü kimin kiminle eş olacağı bu kitapta bariz belli oldu. Fenrys'i çok sevdim. Hemde baya sevdim açıkçası. Maeve'in ona ve kardeşine yaptıkları baya üzücüydü. Hala ona kan yeminiyle bağlı olması da çok üzücü. Gavriel da baya iyi karakter Aedion ile yüzleştikleri sahne çok hoşuma gitmişti. Ben açıkçası karakterlerin acı çekmesini, zor durumda kalmasını, o çaresizliği okumayı çok seviyorum. Maeve'in Aelin'a yaptıkları sırasında tüm Feylerin kan yemini yüzünden yaşadıkları çaresizlik çok güzeldi. Maeve gerçekten çok pis bir sadist. Üçüncü kitapta Aelin'ın Rowan'ı almak için her yeri ateşle kapladığında Maeve'in korkak bir tavır sergilemesi hoşuma gitmemişti. Onun karakterine çok yakıştıramamıştım. Kaç yüz yıldır yaşıyorsun gücünü kontrol etmeyi yeni öğrenen bir kızdan mı korkuyorsun demiştim. Bunun Maeve'in planının bir parçası olması da hikayede tutarsızlık bırakmamış oldu. Gerçekten her şey bir şekilde açıklanıyor. Aelin hakkında konuşmaya kelimeler yetmez zaten final kısımlarını okurken her sayfada durup yaşananları hazmetmeye çalışıyordum. Baya güzel bir kötü sondu. Çok beğendim.
Fırtınalar İmparatorluğuSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20181,808 okunma
·
100 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.