Daniel Keyes’in kaleme aldığı, en iyi kısa hikaye dalında Hugo, en iyi roman dalında ise Nebula ödülünü kazanan Algernon’a Çiçekler kitabından bahsetmek istiyorum.
Konu:
Kitaba adını veren Algernon, zekâsı yapay yollarla artırılan bir laboratuvar faresidir. Hikâyenin ana karakteri Charlie Gordon ise aynı deneysel ameliyatın insan üzerindeki ilk denemesidir. Doğuştan düşük bir IQ’ya sahip olan Charlie, Algernon üzerindeki başarılı sonuçlardan sonra bu deney için en uygun aday olarak görülür. Ameliyatın ardından Charlie’nin gelişimi, kendi yazdığı ilerleme raporlarıyla takip edilmeye başlanır. Her şey umut verici giderken, Algernon’da beklenmedik bir gerileme baş gösterir…
Peki, sadece “akıllı olmak” ve “sevilmek” isteyen Charlie için bundan sonrası nasıl şekillenecektir?
Yorum:
Spoiler vermemek adına detaylara girmeden söyleyebilirim ki, kitap mutlaka okunmalı. Kurgu son derece özgün ve etkileyici. Hikâye, Charlie’nin yazdığı ilerleme raporları üzerinden anlatılıyor; bu anlatım biçimi de okura karakterin iç dünyasını doğrudan hissettiriyor. Kitabı edebi bir kaygıyla değil, duygularınıza kulak vererek okumanızı öneririm. Çünkü Charlie’nin bir birey olarak var olma çabası, hikâyeye yoğun bir duygusal derinlik katıyor. Bazı yerlerde gülümsedim, bazı yerlerde öfkelendim, bazen de içimde tarifsiz bir hüzün oluştu.
Charlie’nin yaşadıkları, sadece bireysel bir hikâye değil; aynı zamanda topluma dair güçlü bir eleştiriyi de içinde barındırıyor. (Spoiler vermemek için detay vermiyorum ama okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.)
Ayrıca kitabın özel gereksinimli bireylere yönelik farkındalık ve empati konusunda da önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum.
Akıcı dili sayesinde nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlamadan okuyuverdim. Bazı kitaplar ve karakterler sizde iz bırakır; Algernon’a Çiçekler de benim için böyle bir kitap oldu. Charlie ve Algernon ikilisini hep bir tebessümle hatırlayacağım. Henüz okumayanlara gönülden tavsiye ederim.