(Spoiler bulundurur)
İlk olarak şöyle düşünebiliriz Werther intihar etmek zorunda mıydı? Kasabadan ayrılıp başka bir yere gidebilir yeni bir hayat kurabilirdi diye düşünebiliriz. Kurabilir miydi? Orası ayrı bir soru tabii ki. Ama eğer bunları yapabilseydi ya da yapabilecek duygusal gücü kendinde bulabilseydi o zaman buna aşk diyebilir miydik? Sanmıyorum. Bu yüzden Werther’in intiharı, bir zayıflık değil; onun aşkı yaşama biçiminin, dünyayı algılayışının bir sonucu olarak okunmalı. Eğer Lotte en başta konuşmak istemeseydi aralarında o güçlü bağ oluşmadan önce bu duruma hayır deseydi Werther yine de intihar eder miydi? Kitapta Werther’in aşkı ilk görüşte aşk olarak ele alınıyor ama benim fikrimce evet ilk görüşte bir insanı sevebilir, ondan hoşlanabilirsiniz ama bu tamamen fiziksel bir hoşlantı olur. Sonuç olarak o kişiyi ilk görüşünüz, nasıl birisi olduğu hakkında bir fikriniz yok. O yüzden bu durum bana biraz saçma geliyor her neyse.
En sevdiğim kitaplardan birisidir Genç Wertherin acıları, ve inanın o sayfalardaki Lotte’ye olan hayranlığını dile getirişini görmeden sadece bu özete bakarak yorumlarsanız sonunu (intihar etmesini) saçma bulabilirsiniz. Ama mektuplarda Lotte’ye olan hayranlığını ona olan sevgisini görünce başka bir seçenek göremiyorsunuz. Werther’in mektupları, onun iç dünyasını anlamak için anahtardır. Sadece olaylara bakarak intiharını “abartılı” bulmak mümkün. Ama mektuplardaki duygusal yoğunluk, Lotte’ye duyduğu hayranlık ve çaresizlik, bizleri onunla birlikte sürüklüyor. Başka bir yere gitmekten bahsetmiştik evet gidebilirdi ama hiçbir zaman ne kalbindeki duyguları ne de hatıraları silebilirdi. Her zaman kalbinin köşesinde Lotte olacaktı ve belki de rüyalarında bile ona rahat verilmeyecekti. Werther için Lotte, bir insan olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. O, yaşamın anlamı, güzelliğin ve iyiliğin sembolüdür. Ondan vazgeçmek, yaşamdan vazgeçmekle eşdeğerdir. Bu yüzden başka bir yere gitmek çözüm değildir; çünkü Werther’in sorunu dış dünyada değil, içindedir.