Puan vermedi·165 syf.····Okunma: 11 Temmuz 2025 12:01 Kitabı PDF olarak TDK e-mağazadan ücretsiz indirdim. Orijinal metin latinize edilmiş ve kelime anlamları dipnotta verilmiş. Orijinal metnin çok ağır bir dili yok.
Hikâye Aziz Nihad Bey ve onun karısı Nigar arasında geçen bir aldatma vakasını anlatıyor. Bir gün Aziz Nihad Bey karşıdaki pencerenin perdesinin kıpırdağını görüyor ve içine bir kurt düşüyor. Acaba karısı kendisini aldatıyor muydu? Karşıdaki pencerede bir erkekle uzaktan uzağa muaşaka mı yaşıyordu? Hikâyeyi okuyarak bunu öğreniyoruz.
Bundan sonraki kısım SPOİLER içerecektir.
.
.
.
Aziz Nihad Bey bu perde vakasını gördükten sonra düşündükçe düşünüyor. Karısı aldatıyor mu, neden aldatıyor. Oysa karısı ehl-i namus ve ismetli bir aileden gelen bir kadındır. Sayfalarca bunu düşünüyor. Sonrasında bir delil arama yolunu düşünüyor. Karısını uzaktan takip ediyor evin içinde mektuplar arıyor ilâahire... Sayfalarca da bunu görüyoruz. Ve sürekli Aziz Nihad Bey'in fikrinden geçen düşünceleri okuyoruz. Bu bazen ister istemez yoruyor. Bu kadar uzaması iyi olmadı hissiyatı veriyor.
Aziz Nihad Bey'in aldatma üzerine birçok fikirlerini öğreniyoruz. İnsanın hele bir kadının neden aldatacağını derin derin düşünüyor Aziz Nihad Bey. Hatta bir ara kütüphanesi gidiyor ve oradaki kitaplardan şu bilgileri öğreniyor:
(s. 121-124)
Oradan öğrendi ki zevce evvela esirdi, erkekler en evvel kadınları hizmetlerine kullanmak için hizmetçi gibi nikâhsız almışlardı. Bunun için onları kıskanmazlardı. Bugün hâlâ Tazmanyalı kadınların kocaları karılarının Avrupalı münasebetini şerefli bulurlar hatta iftihar ederler. Avusturalyalılar ise karılarını maa’l-memnûniye593 ikram ve iâre ederler594. Kaliforniya’daki Hintliler karılarının birçok erkeklerle münasebette bulunmasını bir ayıp değil, şeref addederler. Esasen gerek ilk zamanlarda gerek bugünkü iptidai kabilelerde namus ve iffet külliyen595 meçhuldür. Bikr596 ve masumiyet meçhuldür. Zina, kardeş zinası, livata597 serbestçe icra olunur. Kadınlar ve genç kızlar erkeklere herkes içinde teslim olurlar. Akrabaları kendilerini alenen satarlar, pazarlıklar olur. Birçok ana baba çocuklarına gösterilen rağbetten memnun kalırlar, hatta teşekkür için hediyeler verirler. Yalnız evli kadınlar kocalarının muvafakati598 olmadan yapamazlar. Bu da kocalarının malı olduklarından dolayıdır. Bu mal fikri bertaraf edilince kocalar kendilerini çok sevse bile onları yabancılara kemâl-i memnûniyetle ikram ederler âdeta misafirlere yemek verir gibi karılarını takdim ederler. Eve gelen misafirler evin kadını üzerinde istifade etmek hakkına maliktirler. Kardeşler ve arkadaşlar karılarını mübadele ederler599. Hele bazı yerlerde kadınlar, kızlar rast geldikleriyle yatarlar, bir kadın için kendini bir erkekten sakınmak nezaketsizliktir, bunu terbiyesizlik ve adi bulurlar. Hatta bir erkek tarafından istenmemektir ki onlar için ayıptır ve kusurdur. Böyleleri tahkir olunurlar. “Seni hiçbir erkek istemiyor!” sözü en büyük hakarettir.
Pek tabii gördükleri bu muameleler için utanmak akıllarına bile gelmez mesela Hint’te Suntal kabilesinde çiftleşme yalnız kânun-ı sâni600 ayında icra olunur. Atı gün namzetlerin hepsi birlikte yaşarlar ve karmakarışık çiftleşirler, bundan sonra evlenmek hakkına malik olurlar. Başka kabilelerde izdivaç olduğu vakit gelin ilk geceyi bütün davetlilerin koynunda geçirir. Bir seyyahın naklettiğine göre Kırmızı Gönlüler601 arasında bir kadına son derece hürmet edildiğini görmüş, sorunca öğrenmiş ki, kabilenin en büyük muhariplerinden602 kırk tanesini çadırına kabul etmiş ve bunun için şayan-ı hayret olmuş603. Her kadın buna cesaret edemezmiş ve böyle cesur kadınları en muteber bir muharip tezevvüç edermiş604. Demek izdivaç, çift hepsi vaktiyle bir efsane imiş ve bugün vahşi kabileler arasında olduğu gibi ilk insanlarda da aile yokmuş. Bugün bile Afrika’da, Rusya’da ve Asya’da herkesin bir karı aldığı birtakım kabileler vardır ki böyle olmakla beraber kadınlar umumidir, yani her erkeğindir. Hatta hemşire, birader tefrik605 edilmez. Nerede kaldı, nikâh, nerede kaldı taaddüd-i zevecât606… Siyah Livingstor607, Zamiyez sahilinde kadınların, İngiltere’de bir erkeğin tek bir karısı olduğunu duydukları vakit bunu şayan-ı nefret608 bir ahlaksızlık bulduklarını anlatıyor. İşte bu kör vahşi kabilelerde böyle olduğu gibi iptidai zamanlarda bu kabileler gibi iptidai bir hayat yaşayan insanlar da aile fikrinden bihaberdirler. Erkek, kadın karmakarışık yaşarlar ve arzularına, keyiflerine göre çiftleşirler. Kadınlar umumiydi ve her erkeğindi. Hatta bir kadın kendisini isteyen erkeğe mukavemet ederse ceza görürdü. Yani izdivaç denen şey külliyen meçhuldü. Ara sıra büyük şenlikler yapılır, sonra mevcut olan bütün kadın erkek bilâistisna çiftleşirlerdi. Yani kadınlar evvela umumun malıydı. Böyle böyle bazı erkekler gide gide hizmetçi gibi kullanmak için nefislerine münhasır bir kadın arzusuna düştüler ve bunu tabii kendi kabilelerinden tedarik mümkün olmadığı için başka kabilelerden harp ile esir almayı tercih ettiler. Ve bu kadınlar için: “Benimdir, benim malım, çünkü bunu ben çaldım, zapt ettim, ben esir aldım!” dediler ve işte bu kadınlar üzerinde olan hukuk yavaş yavaş izdivaç denen şeyi peyda etti. Mürûr-ı zamanla609 o kadar tabii bir âdet oldu ki kadınlar umumi olmaktan kurtuldukları vakit bile izdivaç kız kaçırarak yapılmaya başladı. Böylece ilk erkeklerin esir aldıkları kadınlara karşı gösterdikleri şiddet bugün artık yalandan yapılıyor. Mesela kızlar kendilerini güya müdafaa ediyorlar ve bundan müftehir oluyorlar610, erkekler zor, şiddet gösteriyorlar. Bu usul bütün kabilelerde, bütün kıtalarda cari olmuş611 ve izdivaç böyle tesis etmiştir. Yani zevce saçlarından tutulup en yakın ormana sürüklenen ve kendine gelip beraber gitmeye cebredilince nerede olsa esir hayatı süreceğinden sahibini değiştirmekte bir mahzur görmeyen kadınlardan peyda oldu. Fakat ilk zamanlarda gıda az olduğu gibi, çocuklara da iyi ve kolaylıkla bakılamadığından kız çocuklar küçükten evlendirilirdi. Yani kadın azdı. Bunun için birkaç erkek bir kadın almayı münasip gördüler.
O zaman erkekler kadınla sıra ile yatarlar ve kadın en yaşlısının karısı ve bütün erkekler birbirinin kardeşi addolunurdu. Hatta bu esnada kız kardeşleriyle, kendi analarıyla yatanlar olurdu. Buna mukabil aileden olmayan bir erkekle yatmak kadın için en büyük kabahat addolundu. Böylece kadınların umumiyeti kabileden aileye geçti. Bugün hâlâ Yeni Zelanda’da, Markiz Adaları’nda, Amerika-i Cenubî’de612, Afrika’da, Kanarya Adaları’nda, Asya’da bazı kabilelerde bu hâl caridir.
Sonrasında bu fikirleri elbette anlamsız bularak. Şu kaanate varıyor:
— Ne olursa, nasıl olursa olsun, ben bugün iptidai bir devirde yaşıyorum, bugün yirminci asra gelmiş o geçen bu kadar seneler zarfında her gün tabiattan, hayattan aldığı derslerle incelmiş, yükselmiş bir adamım ve neme lazım benim iptidai insanlar, neme lazım benim bugün hâlâ iptidai hayatta sürünen vahşi kabileler… Bugün o şeraite tâbi olamadım. Bende bir izzetinefis var mı? Bugün mendilimi başka bir adamın kullanmasını istikrahsız görebilir miyim? Demek en evvel malı, fikri alınacak olsa en kıymetli malım olan karımı bir yabancının kullanmasına razı olamam. Sonra kadın, sevdiğim kadın, yani en ince, en yüksek, en zevkim, bunu başkalarının telvîsine616 razı olamam. Bahusus kadınım benimle beraber döndüğü ve bana ve bana yalnız bana verdiği bu zevkibenden gizli, benim arzuma rağmen başkalarında da verirse kudururum. İşte fikrimce namus bu, kıskançlık budur, diyordu.
Sonrasında Aziz Nihad Bey, bir gün işten erken dönüp bu mektup arama meselesi ile uğraşıyor. Bir bakıyor ki karısının hamama gittiğini öğreniyor. O esnada mektupları keşfediyor ve karısının, aşığı ile buluşmaya gittiğini keşfediyor. Ve alalacele sokağa fırlıyor karısını bulmak için fakat bulamıyor.
Sonra Nigar'ın bakış açısına geçiliyor o esnada kitapta. Nigar, bu işe masum bir pencereden bakarak yanaşıyor. Kötü bir şey yapmadıktan sonra ne olacak ki diyor, bir macera, heyecan gözüyle bakıyor olaya. Ama bir bakıyor ki buluştuğu delikanlı onu randevu evine götürüyor ve mektuptaki kadar şair, ince ruhlu biri değil, adi bir çapkın. Kendine bir temas ettirmeden oradan kaçıyor. Eve gelince bakıyor ki kocası mektupları bulmuş ve sokağa fırlamış kendini bulmak için. Sonra kara kara düşünmeye başlıyor. Olayı nasıl izah edeceğini düşünüyor fakat bir çare bulamıyor. Neyse bu esnada kocası geliyor. Birkaç saat sessiz kalıp bir şey konuşmayan Aziz Nihad Bey birkaç saat sonra neden neden diye azarlarla karısını sorguluyor. Tam açıklayacakken o öfke ile izin vermiyor azarlamaya devam ediyor. Karısının kendini aldattığından başkasının koynuna girdiğinden dolayı cinnet geçiyor. Oysa yukarıda dediğim üzere kadın büyük bir hata yapmakla birlikte masumdur. Fakat iş işten geçiyor onu dinlemiyor ve cinnet geçirip karısını boğuyor.
Bu da böyle bir hikâye idi. Aziz Nihad Bey için kâbus olan bu durum okuyucuyu da hayli zorluyor.