Yazarın okuduğum ilk kitabı, Kitap Simyacıları Kulübü sayesinde tanıştığım ve kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı. Baştan sona içine girebildiğim bir kitap olmadı. Gündelik dil, dağınık anlatım ve düşünce çizgisinin netleşmemesi,hep böyle mi devam edecek dediğim ve ettiği bir kitaptı. Bazen ben kitap birbirimizden uzaklaştık .. Yazar diliyle ifade edeyim " bacım okumayacaksan almasaydın beni:)) " dedi. :)) Belki zihinsel olarak daha dingin, daha sessiz ya da bana göre bir kitap arıyordum bu sıralar ya da karakter gibi ne aradığımı bilmiyordum. Her cümlede bir derinlik beklentim, kitabın yapısıyla uyuşmadı.
Ama... Kitabın tamamını sadece şu birkaç satır için bile okumuş olmaktan memnunum:
"Ne söylendiği değil, söyleneni kim söylediğine bakıyordu bütün cahiller gibi. Sonra insan ne söylediğine bakmaya başlardı biraz olgunlaşınca. Daha sonra ise, daha olgunlaşınca, yine ne söylendiğini değil, kimin söylediğine bakmaya başlardı. Çünkü söylenenin kimin söylediğine göre anlam taşıyacağını da öğrenmiş olurdu. En son, en olgun halinde ise tekrar, kimin söylediğinden ne söylediğine dönüş olurdu."
"İnsan aklını ziyan eden bir varlıktır."
Ve yine:
“Hakikat diken gibi batar evladım… Tiyatro biter, saf hakikat başladığında insan artık konuşamaz, düşünemez bile. İşte o an başlar tefekkür.”
Bu cümleler bana dokundu. Hatta dönüp tekrar tekrar okuyacağım satırlar oldular. Kitabın geri kalanındaki dağınıklığın arasında bu hakikat incileri, benim için yazarın sesi oldu.
Bir kitabın herkese aynı şekilde hitap etmesini bekleyemeyiz. Belki bir başkasını baştan sona içine çeker bu metin. Ama benim için, birkaç güçlü düşünceyi keşfetmekle sınırlı kaldı bu okuma.
Son olarak şunu söyleyebilirim: Kitap okumak, okudum bitti değil benim için, okuduğum kitapları sadece okumuyorum hayatıma dahil ediyorum, benliğimi nasıl etkilediğine bakıyorum bundan mütevellit bu kitapta çok şey almadım belki, ama birkaç şey aldım. Ve bazen “birkaç şey”, bir insanın benlİğinde de birşeyler uyandırır..
Ve bitirdiğimde içimdeki ses:
“İnsanoğlunun yolculuğu, kendini hatırlama sürecidir. Hatırladıkça da bedbaht olur, unuttukça da... Çünkü insan hem unutur hem hatırlar. Hatırladıkça yıkılır, unuttukça da yıkılır. Bu dünya, hakikati ararken bir şeyleri unutmakla ve hatırlamakla ilerlediğimiz bir yer.” dedi.....
Kitap Simyacıları Kulübü