7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 22:07
(arkakapakyazısı) “Ve artık çıkış yolu yoktu. Jess Tennant’ın yaşadığı kasabaya Noel zamanı gelmiştir. Yılın bu zamanında Jess’ten kocaman bir Noel ağacı süslemesi ve şehir dışından ziyarete gelen erkek arkadaşıyla vakit geçirmesi beklenirken, o kendisini tekrar gizemlerin içinde bulur. Sıradan bir tarih projesi ile yollarının kesiştiği Gilly Poytner’ın aniden ortadan kayboluşu, Jess’i de olayların içine sürükler. Ardında birkaç dedikodu ve yalnızca bir günlük bırakan Gilly’nin başına ne geldiğine dair kimsenin bir fikri yoktur. Şifrelerle dolu bir günlük, Jess’in sır perdesini aralamasına yetecek mi? (alıntı) “Deniz kıyısı boyunca, paltoma ve atkıma sarınarak fırtınazede kordonda yürüdüm. Dışarısı soğuktu ama yağmur yağmıyordu, etrafta birçok Port Sentinel sakini vardı, konseyin henüz değiştirmediği kırık basamakları ve çıkmış kaldırım taşlarını inceliyorlardı. Yanlarından geçerken insanlar bana selam verdi: komşular, okuldan arkadaşlar, mağazanın sürekli müşterileri. Bildiğim ama henüz tanımadığım insanlar gördüm, yabancıları fark ettim, yeni gelmiş olanlar, etrafa şaşkınlık ve memnuniyetle bakanlar ki bunu Port Sentinel’e geldiğim ilk günden hatırlıyorum. Kiliselerin çan kulelerine değecek kadar alçakta olan gri bulutlara rağmen hoştu. Port Sentinel küçüktü, dedikoducuydu ve bazen tehlikeliydi ama artık benim evimdi.” Jess Port Sentinel’e taşınalı beş ay olmuştu ve yukarıdaki alıntıda da söylendigi gibi, kendini oraya ait hissediyordu. Aslında kasabalılar O’nu, O da kasabayı kabullenmişti tam anlamıyla . Hayatı, kendince bir düzene oturmuştu. Şöyle ki; Will’le uzak mesafe ilişkisi yaşıyor, annesi babası ile Dan Henderson arasındaki çekişmeyi izliyor, kendisini sevgiyle kucaklayan teyzesi ve ailesiyle yaşamaktan mutlu bir şekilde ev ve okul arasında mekik dokuyordu. Tabii partilere de katılıyordu ara sıra. İşte bu partilerden birinde tanık olduğu ilginç bir olayın başrolü olan Gilly Poytner’in aniden kayboluşu ile yine bir gizemin içine dalmıştı. Polis şefi Dan Henderson’ın bu olaya müdahil olmaması yönündeki tavsiyelerine rağmen, merakı ve Gilly’ye yardım etme isteği nedeniyle uzak duramıyordu hadiseden. Çünkü, Gilly kaybolmadan önce kendisiyle tarih ödevi için partner olmuş ve tam ödevle ilgili çalışmaya başlayacakları zaman ortadan kaybolmuştu. Bir yanda bu olay, diğer yanda Will-Ryan cekişmesinin ortasında kalması, diğer tarafta babası epey zorluyordu Jess’i. Eskilerin deyimiyle ‘Su akıp yolunu bulacak mıydı?’ Yoksa birazcık müdahale mi gerekiyordu? Gilly’nin gizemli sevgilisi kimdi? Gilly, nereye kaybolmuştu? Will’le ilişkileri ayrılığa doğru mu gidiyordu? Anne babası ve Henderson’lar arasındaki capraşık ve sorunlu ilişki nasıl sonuçlanacaktı? Kitap bittiğinde Gilly’nin gizemi de beni az oranda da olsa şaşırtan bir şekilde sona erdi. Bu kısmı oldukça sevdim aslında. Aile, gençlik, sırlar, aşk ve suç temalarında ilerleyen gizemli küçük kasaba polisiyesi olan Jess Tennant Serisinin son kitabıydı Üçe Kadar Say. Serinin diğer kitaplarının aksine, gizem ve Jess’in aile hayatından eşit oranda bahsedildiği için serinin genelinden bir tık daha aksiyonlu bir kitaptı. Jess ve gereksiz aşk üçgeni ile ailesiyle Will’in ebeveynlerinin dahil olduğu karmaşık ilişkiler sürpriz bir şekilde çözüme ulaşıyor, böylece de, seri boyunca ucu açık bir şekilde duran tüm düğümler çözülüyordu. Genel olarak durgun bir anlatımı olduğu halde, yazarın güzel anlatımını begendiğim için okudugum bu seriyi, üçlemenin en sevdiğim kitabıyla bitirmiş oldum nihayetinde. Sizler de türü veya yazarı seviyorsanız, aksiyonu az, ufak doz bir gizem içeren bir gençlik polisiyesi okumak istiyorsanız, bu kitaba- seriye şans verebilirsiniz diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese. Kitaplarla kalın. (alıntı) “...bir ergen kaybolduğunda bunun sebebi, yüzde doksan dokuz ailelerinden kaçmalarıdır. Onların nedenlerini dinlediğinde, ebeveynlerinin insan kılığındaki canavarlar olduğunu düşünürsün. Ve hemen hemen her zaman da anne ve babaları anlattıkları gibi değillerdir. Çocuklarını aptalca ve anlık şeyler yapmaktan korumak ve onları yönlendirmek için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlardır.” “Sırların özelliği bu, duvar gibiler. Olanları saklamaya başladığımda, duvarların beni güvende tuttuğunu düşündüm. Sonra kendi hapishanemi inşa ettiğimi fark ettim. Ve artık çıkış yolu yoktu.” “Kendine güven. Hislerine güven. Çünkü eğer kendine güvenmezsen başkasına nasıl güvenebilirsin?”
Üçe Kadar SayJane Casey · Olimpos Yayınları · 2020624 okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.