300 sene sonra yeniden uyanan kötülük karanlığını dehşetini zalimliğini Corona üzerine salmak için geliyor… İblis Dactyl…
İblisi uyandıran iblisi çağıran ise insanların yozlaşması, din adamlarının düsturunu bozması, yanlışın doğru kabul görmesi yani insanlığın kendisi…. İnsanlık zaaflar gösterdikçe iblis güçleniyor ve kötülük ordularını birleştiriyor. Goblinler, fomoryanlar ve powrieler… Tabiatları gereği yanyana gelemeyen bu kötü ırklar kötülüğün efendisinin buyruğu altında tüm insanlığı tehdit eden bir güce dönüşüyor…
Elbette bozulmuş yıpranmış yozlaşmış dünyada iblise karşı savaşacak güçler var…
Elflerin büyütüp eğittiği Korucu Elbyran, tüm hayatı askerlikle geçmiş güzel savaşçı Pony, kendini Tanrı’ya adamış büyü taşlarını kullanan Avelyn, en sevdiğim karakter Yelebekçi (bir atadam), elflerden Juraviel ve Tuntun…
İblisin uyanışından ve ordularını kurmasına kadar olan sürede bu karakterler çocukluk dönemlerinden yetişkinliğe ulaşıyor ve bu kutsal yolda biraraya geliyorlar… Kitabın çoğunda karakterlerin yetişkinliğe ulaşması eğitimleri ve yaşamlarını okuyoruz, karakterlerin gelişimini gözleyip tanıyoruz ve benimsiyoruz. Saldırılar başladığında birliktelikler kuruluyor ve başka yol arkadaşları onlara katılıyor. Kötülüğün kalbine yapılan yolculukta büyük savaşlar ve kavgalara tanık oluyoruz, hüzün veren kayıplara şahit oluyoruz…
Salvatore’den güzel bir üçleme diyebilirim ilk kitaba dayanarak… Biraz Kara Elf esinlenmeleri hissettiriyor açıkçası, sonuçta aynı yazara ait bir seri… Elfler daha çok otman perisi silüetinde alıştığımız cüsse ve görüntüde değiller, özellikle kötülüğün temsilcisi Adalet Birader’in daha etkili bir karakter olmasını beklerken çok çabuk silinmesi biraz hayal kırıklığı yarattı… Onun dışında keyifli ve güçlü karakterlerle dolu (Yelebekçi favorim tekrar ediyorum) kötülüğün gücüne karşı iyinin savaşı… R. A. Salvatoreİblisin Uyanışı İblis Savaşları Serisi 1. Kitap