Bu kitap hakkında tam olarak ne düşünmem lazım kestiremedim. Böyle izah edebilirim içinde olduğum durumu.
Yazara şöyle bir göz attığımda o kadar donanımlı birisi olmadığını gördüm, nitekim bunu esere de yansıtmış maalesef. Seri bir şekilde toplam 3 kitaptan oluşuyor. Diğer kitaplarını bilemem ama serinin ilk kitabı şuan okuduğum kadarıyla biraz acemi işi olmuş.
Fantastik kitaplarda olayların yavaş yavaş gelişmesi değilde tabiri caizse diken üstünde oturuyormuş gibi bir his yaratması benim daha çok hoşuma gider.
Şimdi doğruya doğru, kitap çok ağır ilerliyor. Kitapta geçen birlikler var, bu birliklerin saldırı hazırlığı için 200 sayfa okumuşumdur. Yani eğer hafif bir fantastik arıyorsanız bence okunur mu, okunur.
Şuraya da değinmeden geçmeyeceğim. Kitabın incelemelerine baktım bir tek ben mi böyle düşünüyorum diye. Fakat baktığımda aklımdan bile geçmeyen şeyler gördüm. Yazarı biraz Sarah J. Maas 'e özenmiş gibi göstermişler. Ana karakterin cesur ve dik başlı olmasını Cam Şato'nun ana karakterine benzetmişler, karakteristik özellikleri çok benziyor bence Sarah gibi yazmaya çalışmış vs. yazıları vardı. Şok oldum. Yani bir kitapta karakterin özelliklerini benzetebiliriz ama doğrudan ona benzemeye çalışmış demek biraz nankörlük olmuş bence.
Yazarın evreni özgün, karakterleri özgün ya da ben benzetebileceğim bir eseri henüz okumadım. Aslında harika bir kitap olma kapasitesi varmış ama acemi işi olması hikâyeyi heba etmiş. Tisaanah karakteri ve Max karakteri güzel oturmuş ama bu ikiliyi "siz olmak zorundasınız" gibi zorlamış yazarımız, o yüzden bu çiftin sahnelerini pek zevk alarak okuyamadım ama yakışıyorlardı. Kitapta ki Nura karakterinden sonsuza kadar nefret edeceğim, nitekim Zeryth karakterinden de.
Kitabın konusundan bahsedecek olursam...
Tisaanah küçükken köle tacirleri tarafından ailesinden koparılıyor.
Tacirler ise Tisaanah'ın fiziksel özelliklerinden dolayı Esmaris adında ki bir adama veriyor. Adamın iş yeri böyle bar gibi ama değil, barın daha etik ve donanımlı hâlini düşünün öyle bir yerde Tisaanah'ı dansçı olarak kullanıyor. Diğer yandan da ona karşı saf bir sevgi değilde bir nesneye olan bağlılık gibi seviyor diyebilirim hatta kitapta da bu şekilde yer veriliyor.
Tisaanah yıllarını böyle bir yerde geçirmek istemiyor, özgürlüğüne düşkün bir yapısı var. Esmaris'e bir gün değerini sorduğunda 1000 altın yanıtını alıyor ve yıllar boyunca bu parayı toplamak için aslında dansçılık yapıyor.
Nihayet parayı topladığında Esmaris ile pek hoş şeyler yaşamıyor ve nihayetinde parçalı bir Valtain olarak Ara'ya gidiyor. Orada ona kalan tek bir eğitmen olan ateş hünercisi Maxantarius Farlione'ın himayesi altında kalıp birkaç ay eğitim görüyor. Tahmin edileceği üzere bu ilişkileri eğitmen-öğrenci havasından çıkıp ilerlemeye başlıyor.
Ana karakter Tisaanah'ın amacı birliklere katılmak. Sonra birliklerden destek alarak Threll'de bıraktığı arkadaşını kurtarmak. Aynı zamanda Esmaris'ten sonra yerine geçen oğlundan bütün o köleleri kurtarmak.
Elbette anlatmadığım bir sürü detay var ama ne anlatsam spoiler olmaya çok müsait bir kitap. Bu nedenle kısa bir anlatım oldu ama olsun.
Yine de okumayın diyemem çünkü kurgusunu beğendim. Çok yalın bir dili var, okurken zorlanmazsınız.
Olaylar yavaş gelişiyor, eğer akşam çay kahve yanında okunacaksa rahat okunur.
Fakat eğer fantastikleri ara öğün gibi tüketiyorsanız bu kitap gerek olayların yavaş gelişmesinden, gerek pek de ağır bir fantastik olmamasından dolayı size o istediğiniz, aradığınız hazzı veremez maalesef.