Hiçbir zaman iyilikten ve insanlığından ödün vermeyen, hep doğru bildiği yolda ilerleyen, en zor anında bile doğruluktan şaşmayan bir ana karakteri (Ichigo) okuyoruz.
Bazen “yeter ulan, hadi lan bankai aç” konuşacağına kellesini alsana” diye kendimizi yırtıyoruz ama sonunda kazanan yine belli oluyor.
Dostlarını, sevdiklerini herkesin önüne koyan ve kimlik karmaşası içinde sıkışıp kalan Ichigo; aynı zamanda bize kaybetmenin de zaman zaman gerektiğini, sabredenin elbet başarıya ulaşacağını gösteriyor.
İstese lider olabilecekken aile babası olmayı tercih ediyor. Bu; onun insan yönünün daha baskın geldiğini gösteriyor.
Sadece İchigo değil tüm karakterlerin hikayesini zaman zaman öğrendiğimiz bir başyapıttır.
Aizen’in tanrı kompleksiyle 40 hamleli satrancını da okurken ve izlerken “vay anasını” diyoruz her defasında.
Tite Kubo’nun bu eseri, “Kurdun Gölgesi” isimli kitabım için de ilham aldığım eserlerden biridir
Sözün özü şu: Bölüm sayısından ve uzunluğundan korkmayın. Bleach bir başyapıttır.