Yusuf Atılgan’ın modernist romanı. Henüz kitabın ilk cümlesi itibariyle bir “arayış” başlıyor.
“Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi.”
Yine ilk sayfadan, kitabın ana karakteri olan Bay C.’nin bencil ve baskın bir karakter olduğu anlaşılıyor. Şu anda aramakta olduğu kadın üzerinde tahakküm kuruyor.
“Oysa onu bu caddeye pek seyrek gönderirdim.”
Arayışın geçtiği bu mekân, sokaktır. Kitabın arayış teması ve bir modernist roman özelliği olan “gözlemcilik” için sokak en uygun yerdir. Sokaklar çeşitli insanlara, çeşitli hayat hikayeleri ile doludur.
Bay C.’nin piyano dinlemek istemesi, düzeninin değiştirilmesine olan isyanı ve aitlik hissinden yoksun oluşu yine modernist unsurlardır.
Kitabın ilk bölümü kahraman bakış açısı ile yazılmışken devamında tamamen hâkim bakış açısı kullanılmıştır. Bu farklı bakış açılarının kullanımı da yine modernist romanların özelliğidir. Okuyucuyu tek bir bakışa hapsetmemek, okuyucuda oluşturulmaya çalışılan zihinsel ve hissel derinliği bozmamak için kullanılmaktadır.
Karakterimiz Bay C., “baba kompleksi” bulunan, toplumsal değerlere eleştiriler getiren, işsiz ve aylak bir adamdır. Babasının annesini aldatması (ve bu kişinin çok sevdiği teyzesi olması) sebebiyle ondan nefret eden Bay C. adeta intikam alma hırsı ile babasının parasını har vurup harman savurmaktadır. Çalışmayı çok önemli gören ve para kazanmayı hayatının merkezine koyan babasına inat Bay C., aylaklığı tercih etmektedir. Bu noktada yazar, Bay C. ve babası arasında bir baba-oğul çatışması sunar okuyucuya.
Bay C. hakkında belirli bir tipleme yoktur, 28 yaşında bir genç adam olduğu söylenir. Adı da bilinmez. Okuyucu sınırlandırılmak istemez. Okuyucuda “Kitaptaki her şey, kitaptaki karakterin başına gelen olaylardır ve benimle bir ilgisi yoktur” düşüncesi oluşturmak istenilmez. Bay C., herkes olabilir; herkes Bay C. olabilir.
İlk bölüm olan “Kış” bu ayrılık ve arayış anlatıları ile sonlanmaktadır.
“İlkyaz”da Güler vardır. Güler, Bay C.’nin aradığını sandığı kadındır. Onun anaç yapısı, Bay C.’nin aradığı kadının o olduğunu hissetmesine sebep olur. Bay C. aslında bir eşten çok, kaybettiği annesini ya da teyzesinin yerine koyabilecegi kadını aramaktadır. Güler’i kıymetli ailesinden ayırarak kendisine bağlamak, onun üzerinde de tahakküm kurmak istemektedir. Neticede, Güler ile ayrılırlar ve bu bölüm son bulur.
“Yaz”da Bay C., kitabın ilk bölümünde aradığı kadın olan Ayşe’yi yeniden bulur. Ayşe’ye sırrını açar. Babasını, annesinin vefatını, teyzesinin şefkatini ve babası ile teyzesini ne durumda gördüğünü anlatır. Okuyucu, Bay C.’nin kadın bacaklarına niçin kafayı taktığını öğrenmiş olur: babasını ve teyzesini gördüğü pozisyondan dolayı. Babasının kadın düşkünlüğünü, eve gelen hizmetçilere nasıl davrandığını anlatır. Nitekim artık “gitti gidecek” diye düşünmekten anksiyete geliştiren Ayşe, Bay C.’yi terk eder.
Bay C. aramaya devam etmek zorundadır.
Bu arayış “Güz”de son bulur. Yalnız, sadece okuyucu açısından son bulur. Bay C.’nin aradığını bulup bulamadığı, aramaya devam edip etmeyeceği belli değildir. Yazar, okuyucuyu muallakta bırakır. B.’nin peşinden giden Bay C. pes etmiş midir, etmemiş midir? Okuyucu bunu kendisi cevaplandırmalıdır.