Bugün sizlere beni derinden sarsan, içime işleyen bir kitap ile geldim. “Suskunlar”! @ramazan.yumsak öyle bir hikâye anlatıyor ki, sadece iki karakteri değil, aslında susturulmuş bir dönemi, yok sayılmış hayatları, kaybolmuş sesleri okuyorsun. Kitabın merkezinde Adol ve Janset var. İkisi de çok farklı coğrafyalarda doğmuş ama ortak noktaları var: susturulmuşluk. Adol Afrika’dan koparılmış, Janset ise Kafkasya’nın sessizliğinde kaybolmuş. Onların sessizliği sadece bireysel değil, aslında büyük bir sistemin, o dönem Osmanlı’da yaşanan köleliğin gölgesinde kalan milyonların çığlığı gibi… ama sessiz bir çığlık.
Yazarın dili çok sade ama etkileyici, gösterişsiz ama derin. Bazı sayfalarda öyle cümleler var ki, okuyunca durup düşünüyorsun… bir insan ne kadar susturulabilir, sustuğunda içinden neler geçer? Kitap boyunca o kadar çok hissettim ki bu soruları… Kimi zaman içim burkuldu, kimi zaman sayfaların arasından sadece bakakaldım.
Tarihle yüzleşmek, unutulmuş hikâyelere ses vermek, bunu da incelikle yapmak gerçekten zor bir iş ama o bunu başarmış. Adol’un dili, Janset’in gözleri… her şey o kadar gerçek, o kadar dokunaklıydı ki.
Eğer sustuklarını haykırmak isteyen karakterlerle tanışmak, tarihin gölgelerinde kalmış yaralara dokunmak ve en önemlisi bir romanın size insan olmayı tekrar hatırlatmasını istiyorsanız, bu kitap tam size göre. İçinizi sızlatacak ama bir yandan da kalbinize dokunacak. Yazarımızın kalem yolculuğu uzun olsun kitapla kalın efendim.