TOPRAĞIN VARİSLERİ-ILDEFONSO FALCONES,904 sayfa
Deniz Katedrali ‘nin hikayesi yıllar sonra kaldığı yerden yine muhteşem bir kitap ve konusu ile devam ediyor… Tarihi gerçekler ve kurgu iç
İçe…Yine Ortaçağ Barselona sokaklarındayız,kargaşa,savaşlar devam ediyor,yozlaşmış bir aristokrasi,göstermelik mahkemeler,asillerin hiç bir zaman yargılanmadığı,tek kelime ile kokuşmuş bir rahip ve rahibeler ,manastır hayatı ,paraya köle olmuş insanlar ilk kitaptaki gibi devam ediyor.Bu sefer daha kıymetli bir hazine var… Üzüm bağları,bereketli topraklar,,imkansız bir aşk hikayesi …Evlat hasreti..Güçlü ile zayıfın mücadelesi…
Muhteşem bir tarihi yolculuk yapıyoruz Barselona topraklarında ,savaşlar ,kölelik düzeni,şarap bağları ,iyi bir şarabın geçirdiği evreler,o dönemin evlilikleri..Burada bir parantez açmak istiyorum.Kitapta dikkatimi çeken, o zamanın evlilikleri ile bizim kültürümüzdeki evliliklerin benzerlik göstermesi. Kız tarafı muhakkak çok gösterişli bir çeyiz hazırlıyor,bu şart…Çeyizsiz evlenen veya çeyizi olmayan kızlar ya köleler ya da çok yoksul halktan insanlar.Erkek de kıza getirdiği çeyizin yarısı kadar “escreix” dedikleri bir teminat vermek zorunda.Biz de evlenirken geline verilen “mehir” gibi bir şey.Yine önce aileler arasında evlilik yapılıyor daha sonra da kilisede bir papazın karşısında resmi evlilik.Böylece her yönüyle evlilik kutsanıp yasa dışı olmasından çıkarılıyor.Bizdeki imam nikahı ve medeni nikahın yapılması gibi…
Kitabımız ölmüş bir denizcinin oğlu olan on iki yaşındaki Hugo Llor’un hayatını ve çevresindeki olayları detaylı bir şekilde anlatıyor. İlk kitap karakterimiz Arnau Estanyol bir halk kahramanı olmuş ve Hugo, onun yardımlarıyla tersanede çalışmaya başlamıştır.Hayali, bir gemi inşa etmek olsa da Arnau ,ebedi düşmanları Puig Ailesi tarafından öldürülünce tüm planları suya düşer ve en yakın arkadaşı ve Arnau’nun tek oğlu Bernat’a olan sadakati ile yoksullar için hiç adil olmayan bir şehirde hayatta kalma mücadelesi verirken Bernat’ın ileride en büyük düşmanı olacağının ve ailesinin başına büyük dertler açacağının farkında değildir.
Hugo yaşadığı yeri ve hayallerini terk edip ona şarap dünyasının ve bağcılığın sırlarını öğretecek olan Yahudi Mahir’in yanında işe girdiğinde hayatı hiç olmayacak şekilde değişir.Hele bir de Mahir’in güzeller güzeli Yahudi yeğeni Dolça’ya aşık olunca tüm hayatını etkileyecek bir sevdaya düşer.Din ve gelenekler açısından yasak olan bu aşk ,Hugo’ya gençliğinin hem en tatlı hem de en acı anılarını yaşatır.Yıllar boyunca hayatına giren her kadında onu arar …
Hugo’nun hayatı ve şarapçılık tarihi, olaylar,o dönemin savaşları taht kavgaları ,Hugo’nun en yakın arkadaşı iken can düşmanı ve damadı olan Bernat ile arasındaki yaşananlar ve daha pek çok olaylar öyle bir anlatılmış ki okurken kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.Bazı yerleri durağan ve tarihi olaylar ve savaşlar ile iç içe geçse de ben tarihi sevdiğimden Deniz Katedrali gibi severek okudum.