nerden başlayacağımı bilmiyorum. bitmesine bile şaşkınım. hayatımın bir parçası olacak gibi gelmişti halbuki. öncelikle sosyal medyada ünlü olan kitapları okumamam gerektiğini bir kez daha anladım, biz bu güruhtan uzak kalalım zira bir bildikleri olduğunu sanmıyorum. bu kitaba ağlayan insan videoları çok ilgimi çekmişti, şu hayatta sadece 2 kitap beni ağlatabilmiştir o da okuduğum dönem kendimden bir parça bulup anlaşılma duygu boşalmasıydı, kitaba ağlamadık. o yüzden çok hevesli ve meraklıydım, tamamen ağlamaya hazırdım. kitap boyunca büründüğüm duygular: şaşkınlık, sinir krizleri, kimseye güvenmeme, tragedya, trajikomedi, sarkazm, beddualar, hakaretler, sayısız kendinden geçiş… bu kitabı okumayın okutmayın. bunu beğenen bir societynin akıl sağlığından şüphe etmekteyim.
kitapta temel olarak küçüklüğünde çok ama (1 saniyelik bekleyiş) ÇOK travmatik olaylar hani akıl hayal edemeyeceğiniz cinsten hepsini doldur poşete şeklinde sırf listede işaretlenmemiş travma kalmasın diye hepsinin içinden geçmiş bir abi var. her 100 sayfada bir duygu durumuna dair yeni bir çözümleme öğreniyorsunuz neyi neden yaptığına dair yeni bir travma paketi açılıyor. şimdi kitap başından beri jude’un bacakları… o kadar büyük problem ki hani ansızın bacaklarının ağrısı yüzünden kusuyor bazen bayılıyor bazen tekerlekli sandalyede gezdiriyorlar utanıyor buna bazen yüzüyor koşuyor merdiven tırmanıyor çok çeşitli hisler besliyordum bacaklarına ve asla anlayamadım uzun bir süre aralarındaki ilişkiyi. genel olarak temastan kaçınması hep uzun kıyafetler giymesi yüzünden kendini kestiğini ve tecavüze uğradığını en baştan anlayabilmiştik ama onlara dair de böyle açıklamalar beklemiyodum. 13-15 yaş aralığında sex işçisi olarak çalıştırılıyor just erkeklerle bahsettiğim erkekler de gelip buna “benim senin yaşında oğlum var.” diyo..? seni çok yormayalım direkt onun odasına git o zaman?? bunu her şeyden koruyan ona bir kere bile el kaldırıp bağırmamış karnını doyurmuş (?) tüm eğitimini üstlenmiş bildiği ne varsa matematik, fen edebiyat kendisinin öğrettiği Luke Biraderi… ne biradermiş gerçekten bu kadar yücelttiği 45 yaşında adam 15 yaşındaki çocuğa sen de keyif alıyorsun biliyorum biz birbirimize aşığız, BİZ EVLENİCEZ BİZİM ÇOCUĞUMUZ OLUCAK İŞTE O GÜNLERİ GÖRMEK İÇİN DAYAN MÜŞTERİLERİ MEMNUN ET SEN DE KEYİF ALIYORSUN BAZILARINDAN YOKSA O SESLERİ ÇIKARMAZSIN DUYUYORUM BEN diyor. müşteriler gelmeden çocuğa calculus öğretiyor sağ olsun iyi ki var.. siz ne yaşıyorsunuz, bu nasıl hayatınızı değiştiren dokunaklı bir eser olabilir? bunu okurken insanlar ağlamış olabilir ama ben sadece iğrendim, fazlasıyla rahatsız edici. üstelik bunların hiçbiri edebi bir dille de anlatılmıyor, klasik okumaya alışmışsanız fazlasıyla sokak ağzı, adeta günlük okuyoruz sadece “gitmişti, düşünmüştü, hissetmişti…” gibi çok temel cümle kalıplarıyla bir anlatım söz konusu. neyse konuya geri dönüyorum.
luke bilader kendini öldürüyor sonunda polisler jude’u alıyor kaçıyor sonra bizimki, ok. bir doktorla tanışıyor doktor 15 yaşındaki çocuğun cinsel hastalık kaptığını anlayıp kendisini tedavi için evinin bodrum katına alıyor. hastalığın bulaşılmaması için kendisiyle temasa geçmiyor hiç, yemekleri tabldotla aşağı iletiyor, ilacını veriyor. tam birine bakın 1 kişiye güveniyorum sonra bir yerlerimde patlıyor. sözümona psikiyatrist. 15 yaşında zaten hâli ortada olan çocuğa “sen fahişe miydin yani? fahişeden rahatsız oluyorsan orospu diyebilirim sana.” diyor..? bilerek sansürlemiyorum benim gibi böyle okumak zorunda kalın diye. çocuğun 10 gün boyunca -zaten hipokrat yemininde geçerli olan- tedavisini yapma sebebi saf insaniyetinden veya meslek etiğinden de değilmiş asla. tabi neden olsun hata bende, çocuk iyileşsin de HEMEN KENDİSİNE HİZMET ETSİN BU SEFER YİNE MÜŞTERİLERİNE HİZMET ETTİĞİ YOLLARLA DİYEYMİŞ :) jude iyileşince kemeri çıkarıp döve döve tecavüz ediyor çocuğa. yani ben ne demeliyim bilmiyorum gerçekten. bitti mi sandınız tabiki hayır. bir gün alıyor çocuğu arabayla çıkarıyor, kapıyı açıp itiyor jude’u yere, koş diyor. koşuyor yetmiyor tabi daha hızlı daha hızlı derkene çocuk düşüyor en sonunda ayağı takılıp. bu da bacaklarının üstünden arabayla geçiyoorr ve jude’un bacağına olanlaaaar…
ben diyodum ki bir insan 15 yaşında yaşadıklarının travmasını 45’ine nasıl taşır hâlâ nasıl bu kadar acıdan beslenebilir. bu kadar onu seven değer veren bir çevresi varken bu kadar mesleğinde başarılıyken ekonomik geliri yüksekken hayat onun için iyiyken… adam bu görüntüleri kafasından silemez ki. hatta Harold’ı bulduğuna şükretsin adama çok haksızlık ediyor vs diyodum ama harold’a güvenmesine bile şuan fena şaşkınım ben asla yaklaşamazdım. olan da zaten Harold Julia ve Willem’e oldu, ömürlerini bizimkinin özel yaşam koçluğunu yapmakla geçirdiler. Willem’in ölmesine ayrı şaşırdım zaten Malcomln ve o en sevdiğim karakterlerdi. tüm mirasın JB garibesine kalması da ayrı dokundu teşekkür ederim.
ha bir diğer nokta da kitapta niye herkes biseksüel? herkes cinsiyet fark etmeksizin ilgi o an nerden geliyorsa onun dudaklarında. sırf biri sizi çok seviyor diye illa aranızda romantik bir ilişki geçmek zorunda mı? aşk hikayesi yazıyor başta diye bekledim bekledim ömürlük bff’ler bu sevgi çok başka diye birbirinin oldu, biri de ömürlük kadın düşkünü hani. bu ilişkiler de beni çok rahatsız etti jb’in jude’un dudağına yapışması falan ne alaka ne alaka ? arkadaş grubu dönecek mi devamlı böyle?
andy’e ayrı bir başlık açmak istiyorum. gerçekten bir insanın hayatta kalması için bu kadar çaba verilebileceğini bilmiyodum adeta orto cerrahı, acil uzmanı, aile hekimi, ürolojist, hemşire, psikiyatrist, yaşam koçu, arkadaş… jude’u da tam bu noktada hiç benimseyemiyorum. hayatında birilerini istemediğini, sevilmeye layık olmadığını söylüyor. birileri ona yardım ettiğinde fena suçlu hissediyor ama devamlı onlara gidiyor. yani bu kadar ilgi çekmek istemiyorsan başka bir doktora gitmeyi deneyebilirsin 1, kesmekten vazgeçip kendini yakma yoluna başvurduysan mükemmel altın oran bir daire şeklinde kendini yakmak zorunda değilsin 2, bazen sadece şehir değiştirip kendine zarar vereceksen dahi iyiyim diye herkese yalandan rutinlerini anlatıp arada mail atabilirsin. MİLLETİN HAYATINDAN DEF OLUP GİDEBİLİRSİN. insanlara yalan söyleyebilirsin. PROFESYONEL BİR ŞEKİLDE. İLGİ İSTEMİYORSAN İLGİ ÇEKMEYECEK ŞEKİLDE DAVRAN. 30 yıl aynı travmayı taşıyıp insanlara da taşıttıramazsın. anlatıcaksan baştan anlat ya da sana baktıklarında onu görmelerini istemiyorsan ona göre davran? hem ayranım dökülmesin hem .. neyse gidiyorum.
edebi değer:0
şükür:10
akıcılık:5 (sadece kitap bitsin diye ızdırapla okuyorsunuz, yâr ağladı ben ağladım)
zaman kaybı:10
para kaybı:10 görüşürüz