Bugün sizlere kahkahayla harmanlanmış katil portrelerini barındıran bir kitap ile geldim. @yesimyoruk_ ’ün yazdığı “Birtakım Cinayetler” yazardan okuduğum ikinci kitap.
Bu kitapla ilk karşılaştığımda aklıma klasik bir polisiye gelmişti ama Yeşim Yörük öyle bir tarz kurmuş ki… Sekiz ayrı cinayet, sekiz ayrı katil ve hepsi bizzat kendi ağzından anlatıyor hikâyesini. Bu kitap seni şok etmek için değil, düşündürmek ve biraz da gülümsetmek için yazılmış. Katillerin hikâyeleri sadece bir suçun itirafı değil; aynı zamanda geçmişin, vicdanın, bazen de kaderin sesi gibi. Almanya’daki bir sorgu odasından, 80’lerin Türkiye’sine kadar uzanan öyküler var içinde. Huzurevinde geçen bir cinayet mi dersin, yoksa çok sevdiği birini kaybetmiş bir kadının iç hesaplaşması mı… Her bir öyküde küçük bir dünya kurulmuş.
Kitabın beni en çok etkileyen yanı ise mizahla gerçekliğin yan yana yürümesi. Gülümseten cümlelerin hemen ardından boğazında düğümlenen duygular geliyor. Bazı hikâyelerde kahramanları o kadar insanî ki, “Acaba ben olsam ne yapardım?” diye düşünmeden edemiyorsun. Polisiye bir kurgu ama öyle klasik dedektifli olaylar yok; suçun psikolojisiyle ilgileniyor daha çok. Katillerle empati kurarken buluyorsun kendini, ve işte orası biraz ürkütücü ama çok etkileyici.
Eğer farklı tatlar arıyorsan, bu kitap tam sana göre. Mizahla yoğrulmuş cinayetler kulağa tuhaf gelebilir ama Yeşim Yörük bu işin ustası. Kitabın her sayfası “cinayet” değil aslında, hayatın içinden çıkmış birtakım duygular. Polisiye sevmeseniz bile bu karakterleri tanımak isteyeceksiniz. Ve belki de ilk defa bir suçluyu anlamaya çalışırken bulacaksınız kendinizi. Yazarımızın kalem yolculuğu uzun olsun. Kitapla kalın efendim.