·159 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Temmuz 2025 12:44 Saint-Simon'u anlayabilmek için okuduğum bir kitaptı kendisi. Daha önceleri Cemil Meriç'in Jurnal'ini okurken sık sık karşıma çıkan bu filozofa duyduğum saygı, bu kitapla vücut buldu resmen. Kitaplığımdaki yerini saygıyla muhafaza edecek bu kitap sayesinde, raflara her bakışımda Saint-Simon'un fikirlerini hatırlayacağımı umarım.
Aylaklar ve Askerlerin yerine emeğin ve kolektif bir yaşayış biçiminin getirilmesini savunan Saint-Simon, esasen bir Kont'tur. Yani bir feodal bey diyebiliriz. Diyebiliriz diyorum çünkü kendisi Kont'luk unvanından fikirleri uğruna vazgeçmiştir...
En kalabalık ve en yoksul sınıfın, yani işçi sınıfının kalkınmasını sağlayacak fikirler ortaya atar ama bunları faaliyete geçirerek eylemlerde bulunmaz. Bunun yerine Saint-Simon'un şakirtleri onun fikirlerini geliştirerek eyleme geçmeye zorlar.
Ama yinede Saint-Simon'un bu ütopik düşüncelerine rağmen görmezden geldiği -veyahut görmezden gelmek istediği- bir durum vardır. İnsan ruhunun karanlık yapısı... Aylaklar için olan düşüncesine olumlu bakmama karşın; askerler hakkındaki düşüncesi bence daha ileriki bir zamana aktarılması gereken bir fikir. Belki de hiç böyle bir fikri fiile geçirmemek en doğrusudur. Zira, bu günden belli olan dünyanın geleceği; bitmeyecek savaşların habercisidir bence.