Gönderi

Puan vermedi·208 syf.··
2025 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 20:56
Hikâyeden çok hissin, olaylardan çok gözlemlerin ve yokluğun ön planda olduğu bu kitap, beni hem düşündürdü hem de zaman zaman zorladı. Çünkü Woolf, Jacob’ı anlatırken aslında onu hep eksik bırakıyor. Yani bir karakteri tanımaktan çok, onun ardında bıraktığı izleri ve çevresindeki insanların gözünden yansıyan bir silüeti okuyorum gibi hissettim. Kitabın en ilginç yani, Jacob’ı tam anlamıyla tanıyamamış olmam. Olaylar onun çevresinde gelişiyor ama anlatıcı sürekli yer değiştiriyor, sanki her şey dağınık parçalar gibi. Biri Jacob’tan bahsediyor, sonra başka biri onun odasına giriyor, başka biri mektubunu okuyor… Ama Jacob hep bir adım ötede kalıyor, asla tam olarak yakalanamıyor. Bu bana insanın başkasını hiçbir zaman tam olarak tanıyamayacağı hissini verdi. Woolf’un dili oldukça şiirsel, hatta bazen o kadar yoğun ki, birkaç cümlede durup düşündüğüm çok oldu. Ama bu yoğunluk bir yandan da etkileyici. Özellikle doğa betimlemeleri, sokakların tasviri ve iç dünyalara yapılan geçişler çok başarılıydı. Romanı okurken sanki sadece Jacob’ın değil, zamanın ve toplumun da bir portresini izliyormuş gibi oldum. Bir noktadan sonra Jacob’ın aslında bir birey değil, bir sembol olduğunu fark ettim. Gençliğin, geçmişin, kaybolan bir neslin sembolü gibi... Özellikle savaş atmosferi kitaba gizliden gizliye sinmişti. Kitabın sonlarına doğru bu kaybolmuşluk duygusu çok daha derinleşti ve beni epey etkiledi. Jacob'ın Odası
1000k
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 2024577 okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.