Romanın giriş kısmı çok güçlü başlıyor: sıradan bir yaz gününde, iki gencin estetik bir dürtüyle hazırladığı afişin kasabada yarattığı toplumsal kaos çok ilgi çekici. Özellikle o panik havasının hiçbir gerçek tehlike olmadan yayılması, eserin toplumsal psikolojiye dair verdiği mesajları derinleştiriyor.
Ama sonlara doğru yazarımız hikayeyi bağlayımda bitsin der gibi yüzeysel bir son ile noktayı koydu …
Karakterlerin bu kadar pasif kalması başlangıçtaki yaratıcı figürden zayıf bir portreye dönüştürüyor
Bu yüzden “sonunun üzerine hiç uğraşılmamış” demem çok isabetli. Romanın ilk iki bölümü 80 puanlık bir işse, son bölümü 40’ı geçmiyor gibi. Ton olarak da dramatik yoğunluğu taşımıyor.
Paniğe Mahal Yok
Paniğe Mahal YokKevin Wilson · Domingo Yayınları · 2024176 okunma