980-1037 arasında yaşamış ve yaşadığı dönemin en önemli astronomlarından, düşünürlerinden,
yazarlarından ve
bilginlerinden ve
tabiplerinden biri olan fars asıllı İbn-i Sina tarafından yazılmış kısa ve özlü bir kitap.
Düşünür bu eserle felsefe yapmanın en önemli unsurlarından biri olan “Kavramların Tanımlarını” açık hale getirmeye çalışıyor.
Felsefe bir düşünsel spekülasyon olduğuna göre spekülasyondan önce kavramların anlamlarının netleştirilmesi gerekmektedir.
Aristoteles felsefesinin etkisinde kalan düşünürün doğru bir mantık ve dil arayışında olduğu görülüyor.
Bu günkü felsefe sözlüklerinin o dönemki ilk çalışması sayılabilir bir eser.
Dini kavramsal anlam dünyasının dışına çıkarak felsefe ve mantık dünyasına giriş yaptığı bu ve buna benzer çalışmalar her ne kadar düşünce tarihinde değerli olsa da İbn-i Sina’nın içinde yaşadığı toplumun inançları, yaşama biçimleri ve insana/felsefeye/mantığa/dile bakış açışları, onun daha çok dışlanmasına ve daha sonra da dinden çıkmayı ifade eden “Kafir”, “Mürted”, gibi kavramlarla dışlanmasına sebep olmuştur.
Halen de “İslam Dünyası”nda ismi daha çok sahiplenilir, düşüncelerine sahip çıkılmaz.
Hatta Gazali gibi bazılarının yoğun eleştirileri ile zaten toplum daha çok galeyana getirilerek “Küfre girmekle” suçlanmışlardır.
Bu günkü tıpta “Erken Teşhis” olarak bilinen “Polimerik Tıp” konusunda çok önemli çalışmalar yapan İbn-i Sina hakkettiği değeri ait olduğu toplumda hiçbir zaman bulamamış ama Batı’da gereken değeri her zaman bulmuştur.
Okunması faydalı bir kitap.