1828-1910 arasında yaşamış Rus yazar ve asker Lev Nikolayeviç Tolstoy tarafından dünyadaki tüm devir ve insanların kadim konusu/sorunsalı olan RUH üzerine yazılmış değerli bir kitap.
Tolstoy engin iç dünyasından yansıyan bakışını önce duş dünyaya/nesneler dünyasına sonra tekrar iç dünyasına çevirerek ikisinin birlemesinden çıkan hakikatleri anlatan ender düşünürlerden.
Dünyada çok az kişiye nasip olacak şekilde 1902'den 1906'ya kadar her yıl Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüş ve 1901, 1902 ve 1909'da Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiş fakat ödüle layık görülmemiştir.
İşte o engin bakışacısının yansıtıldığı eserlerden biridir bu eser.
”İnsan, diğer canlılar gibi ölüme muhaliftir ancak akıl ile bu tavrını değiştirebilir.” der. Hatta bu değişimi “zorlamayla gerçekleşen bir uzlaşma” şeklinde değil, kendi isteğiyle “rıza” göstererek değiştirmeye gücü yeter tek varlıktır.
İşte bu kitap, Tolstoy’un, ruh ve ölüm üzerine derinlemesine düşünülmüş ve söylenmiş hikmetli fikirlerini içermektedir.
Varoluşu yeniden sorgulatan bu sözlerin hâlâ bizi/okuyucuyu etkileyebilmesi, ruh ve ölümün, hiçbir zaman gizemini kaybetmemiş olmasının göstergesidir.
Ruh, Tolstoy’da ontolojik bir kimlik kazanır. Ruh varlığın aslı olarak alınır. Ondan kopan, uzaklaşan yalnızlaşır, silikleşir ve negatif bir dönüşüme uğrar. Bu dönüşüm onun aleyhinedir. Ruhta durmak, onunla olmak, onla olmak, onda olmak, ona yönelmek, ona ulaşmak, O olmaya çalışmak, O olmaktır, O’ndan gayrı bir şeyin olmadığının bilincine varmaktır.
Güzel ve okunabilir bir eser.