1126-1198 arasında yaşamış, Endülüslü-Arap felsefeci, hekim, fıkıhçı, matematikçi ve tıpçı İbni Rüşt tarafından yazılmış ve güzel bir eser.
Eserde Felsefe ve Din kuzeni süt kardeşi olarak işleyen düşünür islam entellektüeli diyebileceğimiz çevreye hitap edecek şekilde içeriği hazırlanmış bu eserle din ile felsefe arasında olması gereken geçirgenliği betimlemiştir.
Son derece faydalı bir eser.
Üzücü olan ise bu günkü dindar çevrelerin ve bunları sözümona “aydınlatan” hala kendi karanlık dünyalarında pinekliyor olması ve İbni Rüşt algı seviyesine ulaşamamış olmalarıdır.
Özetle İbni Rüşt, düşünceleriyle:
din-dünya,
akıl-nakil,
ilim-iman,
şeriat-hikmet
ilişkisinin belirlenip buna göre İslam'ın yeni gelişen olaylara intibak ettirilmesi meselesi, büyük fikir ayrılıklarının doğmasına hatta itikadi mezheblerin oluşumuna neden olmuştur.
Bu konuların öneminden dolayı, İslam düşünürlerinin büyük bir kısmı bu mevzuda küçük-büyük eserler kaleme almışlardır.
İmam Gazzali'nin "Tehafutü'l-Felasife" isimli eseri ve İbn Rüşd'ün ona karşılık vermesiyle birlikte canlılığını artıran tartışma, Osmanlı dönemi boyunca da sürmüş, Tanzimat ile başlayan yenileşme döneminde başta gelen sorunlar arasında yeralmış ve günümüzdeki köktenci İslami hareketlerin de asıl çıkış noktasını teşkil etmiştir.
Okunması faydalı bir eser.