Gönderi

Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Fuzûlî'nin Cengâverleri: Şarap ve Esrarın Temsili Kavgası Divan Edebiyatı alanında okuduğum ilk eserdi. Betimlemeler ve yeni yeni öğrendiğim kelimelerle karşılaşmak beni hem zorladı hem de meraklandırdı. Bu yüzden eseri birkaç kez okumak durumunda kaldım. Ancak bu süreç oldukça keyifliydi. Beng ü Bâde, Fuzûlî'nin 444 beyitten oluşan kısa bir mesnevisidir. Beng ile Bâde’nin hem kendi aralarındaki atışmaları hem de onları temsil eden karakterlerin meclislerindeki tartışmalar, okuyucuya hayli zengin ve mizahi bir anlatımla sunulur. Eserde yalnızca iki ana karakter değil; pek çok soyut kavram da somutlaştırılarak (teşhis) ve konuşturularak (intak) olay örgüsüne dâhil edilir. Fuzûlî, bu eserinde “kuru” (esrar) ile “sulu”yu (şarap) sembolik bir savaşa sokar ve zaferi şaraba verir. Bu zafer, edebî açıdan yalnızca bir mecaz değil; dönemin siyasî, kültürel ve mistik anlam dünyasını da yansıtan derin bir simgedir. Bâde’nin meclisinde yer alan Saki’nin bir süreliğine Beng’in meclisine yönelmesi, Bâde’nin meclisinde büyük bir infial yaratır. Herkes Saki’ye sert eleştiriler yöneltir. Ardından Bâde, meclisine danışarak bir çözüm yolu arar. Savaş çağrısı yapanlar olur; “vurup savaşalım” diyenler çıkar. Ancak Bâde, doğrudan savaşa girmek istemez. Önce nasihatle durumu çözmek ister. “Eğer öğütleri dinlemezlerse, savaşmak boynumun borcudur,” diyerek elçi göndermeye karar verir. Bu noktada “mayası bozuk” Boza, kendisine görev verilmemesine rağmen elçi olmak ister. Bir ara o kadar coşar ki, Beng’in barışı kabul etmemesi hâlinde onu alaşağı edeceğini söyler. Bâde, bu teklifi kabul eder. Boza’ya, Beng’in kötülüklerini anlatan sözleri aktarıp onu elçi olarak yollar. Fuzûlî gibi dehalar söz meydanına çıktığında, mesele ne anlatıldığından ziyade nasıl anlatıldığıdır. Bu mesnevideki esas güç, içeriği değil, üslubudur. Bir bal kovanı gibi dizilmiş beyitler, okuyucuya kelime oyunlarıyla, mecazlarla örülü bir zihin ziyafeti sunar. Günümüzde halk arasında “eğlence” amacıyla kullanılan bazı maddeleri “sulu” ve “kuru” olarak ayırmak mümkündür. Az da olsa bu tür maddelerin bireysel ve toplumsal hayatta nelere yol açtığını, nasıl bir hayal âlemine sürüklediğini biliyoruz. Kimi zaman hayalî kahramanlıklara sığınan, gerçeklikten kopan bireyler için bu eser belki bir aynadır. Bu yazının okurları da, bu maddelerin sosyal yaşamda, eğitimde ve kariyerde ne büyük yıkımlara neden olduğunu biliyorlardır diye düşünüyorum. Bilmeyenler içinse açıkça söyleyeyim: Kardeşim, içmeyin şu meleti (boku)! Sizinkisi hayat değil… :) Açık konuşmak gerekirse, okuma sırasında şarabın da bana eşlik etmesi, bu ironik metni anlamak ve sindirmek açısından ayrı bir keyif kattı. Bâde'nin (şarap) yoldaşları: Arak, Nebiz, Boza ve Saki — dört kafadar. Beng’in (esrar, dumanlı maddeler) ahbapları: Afyon, Berş, Müferrih ve Macun. Beng ü Bâde, yalnızca içki ve uyuşturucuyu sembolize etmez; aynı zamanda Osmanlı Padişahı II. Bayezid ile Safevî Hükümdarı Şah İsmail arasındaki mücadelenin de sembolik bir anlatımıdır. Eserdeki şarap meclisi, Osmanlı’yı; esrar meclisi ise Safevîleri temsil eder. Bu bağlamda Tahir Olgun’un şu beyitleri eserin alt anlamını daha da berraklaştırır: Hayâlî bir savaş Beng ü Bâde’si Kaçar, dayanmaz şiddet-i harbe zannımca Fuzûlî bu manzûm ile zaferi Bâde’ye vermekte; çünkü kısıktır orada Esrarın sesi, şarabın eline geçer galebe Göstermiş cemile Şah İsmail’e Şah şarap içerdi, Bayezid bengi… Fuzûlî, söz sanatlarında büyük bir ustalık sergiler. Kelimelerin çifte anlamlarını öyle ustaca birbirine ekler ki, okur hangi anlamı tercih ederse etsin, yanılmış olmaz
Divan
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
·
114 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Muratt
Gönderi Sahibi
Kardeşim, içmeyin şu meleti (boku)! Sizinkisi hayat değil... :)
Muratt
Gönderi Sahibi