Çocuklar kaç defa seslenirler babalarına, kaçıncı defadan sonra seslenmekten vazgeçerler? Vazgeçince, seslenişleri cevapsız kalınca ne yaparlar?
Cevabı çok acı!
Her cevapsız kalışta, tuğlası hayal kırıklığından duvarlar örer, saklı bir dünya inşaa ederler kendilerine. Artık seslenmezler. "Baba bi yanıma gelsene" demezler. "Şu videoyu birlikte seyredelim," "şu oyunu birlikte oynayalım," "gel yanıma otur," "bu şarkıyı mutlaka dinlemelisin" demezler.
Geriye sadece ihtiyaç duydukça, kilidini onların açtığı küçük bir menfez kalır. Sen zannedersin ki, "artık rahat ediyorum, çocuğum büyüdü."
Onlar seslenmedikçe kendine daha fazla zaman ayırdığın, daha fazla dinlenebildiğin yanılgısına düşersin...
Günahsız ve cennetlik birinin arkadaşlığına isteksiz davranmak, ondan uzak durmak, "yoruldum, biraz sus artık, al tabletini otur" demek ne kadar acı...
Babanın malayani gereksiz işlerden kurtuluşunun çaresi çocuklarıyla halının üzerinde oyun oynamasındadır...
Çocukların her "baba!" diye seslenmeleri, babalarını içinde bulundukları halden, bunalımdan, yorgunluklardan kurtaracak bir eldir aslında!..
Babaları kurtarın çocuklar! Bağırın, ağlayın, omuzlarından inmeyin! Yoksa onlar kurtulmaya hiç hevesli değiller!
Ağızlarında necis azıklar geveliyor kimileri; küfürle, müstehcenlikle, kabalıkla, umursamazlıklarla kirletilen azıklar. Borsa grafiklerine baktıkları kadar eşlerinin yüzüne bakmıyorlar, tv kumandasını tuttukları kadar eşlerinin elinden tutmuyorlar, iş arkadaşlarıyla yaptıkları coşkulu muhabbetlerin azıcığını bile evlerine taşımıyorlar, ağızlarını bıçak açmıyor. Normalleşen itiraz edilemez bir dokunulmazlığı sürdürüyorlar...
Babalar geçim derdiyle yorgunlar, ama anneler ve çocuklar, en çok da onlar yorgun. Babaların doldurmaktan kaçtıkları kuyularda hapsolmuşlar...
Örnekler çoğaltılabilir, durumlar daha da detaylandırılabilir elbette. Daha fazla geç olmadan babaları kurtarın! En çok da erkeklere sesleniyorum, kendinizi kurtarın!
Halil İbrahim Sert