Direkt konuya gireceğim sevgili fellowship. Damla N. Archeron
Bazen bir kitap okursunuz ve cümleler sadece gözünüzden geçip gitmez, sanki iç dünyanıza usulca dokunur. İşte Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş Öyküler tam da böyle bir kitap benim için.
Sayfaları çevirdikçe, zamanın unuttuğu öykülerle iç içe geçtim. Kimi zaman bir ozanın kırık dökük duygularında kayboldum, kimi zaman ölümsüzlere anlatılan bir masalın içinde buldum kendimi. Her öykü, sanki çocukluğumda rüyalarıma misafir olan eski bir öyküyü fısıldıyordu sanki.
Damla'nın dili hem şiirsel hem sade. Gösterişe hiç kaçmadan, abartıya bulaşmadan, ama tam da yerinde duran o derinlik var cümlelerinde. Bazı öyküler kısa bir şarkı gibi, duyuyorsun ve geçiyor ama izi kalıyor. Bazılarıysa roman gibi, bitse bile zihninde devam ediyor. Mesela Yeminkıran'ın hikâyesi bende uzun bir süre etki bıraktı, bırakmaya da devam ediyor.
Kitabın en sevdiğim yönü ise öyküler arasındaki o incecik, zar zor hissedilen bağlar… Sanki parçalanmış bir aynayı elime tutuşturmuşlar da her öyküde bir parçasını buluyorum gibi hissettim. Ve evet, bazı yerlerde keşke daha çok detay olsaydı dediğim oldu ama o eksiklik bile sanki kasıtlıydı unutulmuş bir öykünün eksik bir sayfası gibi...
Kısaca:
Bu kitap; masalları özleyen yetişkinlere, satır aralarındaki büyüyü görebilenlere ve terk edilmiş öykülerin hâlâ bir kalbi olduğuna inananlara yazılmış. Ve ben o kalbin atışını her sayfada duydum. Kesinlikle büyük, küçük herkese öneriyorum. Sizi seviyorum Fellowship ve tabi ki Sevgili Damla Archeron böyle kaliteli bir kitap yazıp bize okuma şansı verdiğin için çok teşekkür ederiz.<3 D. N. Archeron